SEÇMEN ÖFKELENİYOR
Siyasetimizdeki tıkanmışlık hali partilerimize patinaj yaptırıyor. Vatandaş iki arada bir derede. Seçimlerde nereye, kime ve nasıl ders vereceğini şaşırmış durumda. Tam bir ‘Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık’ durumu. ‘Kendi partime oy vermek istemiyorum ama öbür tarafta da oy vereceğim bir seçenek göremiyorum’ gerilimi. Kısaca seçmen daha önce hiç bu kadar öfkelenmemişti.
AK Parti’yi, AK Parti döneminde zenginleyip zoru görünce her an sıvışacak AKP’lilerden; Atatürk’ün Partisi CHP’yi de, sahte Atatürkçü ve jakobenlerden kurtarmadıkça bu siyaset artık durulmaz.
Argümanlar bitti. Laik-antilaik, cami-meyhane, kuran-nutuk, türban- peruk söylemleri politika üretmiyor artık.
Kenarda filizlenenler ise ham fındık dalı gibi duruyor; ürün veremiyor, kökü sağlam olmadığı için aşı da tutacağa benzemiyor.
Yaratıcı, umut veren, dünyanın geldiği yeri doğru anlayıp iyi bir gelecek vizyonu çizen, sonuç alıcı, çözüm üreten politikalarla yeni, gerçekçi ve inandırıcı çözümlerle ortaya çıkacaklar bekleniyor.
İktidara alternatif diye piyasada dolaşan CHP, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar kötü yönetilmemişti. Yıllarca gerek iktidar olmaksızın, gerek etkili bir muhalefet sergilemeksizin ülkenin ana muhalefet partisi olarak kalması da büyük bir başarı(!) ve aynı zamanda siyaset ayıbı.
AK Parti ise bugün hala önceki güçlü performansının mirasını yiyor ve o miras ise haşarı mirasyedilerin elinde tükenmek üzere. O nedenle vatandaş iki tarafa birden sağlam bir ders vermek istiyor ama gidecek kapı bulamıyor. Tam bir sıkışmışlık hali. Sıkıntı burada.
Bu seçeneksizlik tepedekilerin elini rahatlatıyor; ‘Siz oyunuzu bize verin, bu işlere de fazla girmeyin, gidip kendi işinize gücünüze bakın’ diyerek aldırmaz davranıyorlar. Tüm bunlara rağmen şimdiye kadar partisini sırtlayan ve ileriye doğru taşıyan ‘kemik taban’ dediğimiz kitle, partisinin arkasında bekleyişini umutla sürdürüyor. Lakin partiler patinaj yapmaya başlamış, yönünü yakasını kaybetmiş, nerede duracağını da artık kestiremez halde kendi etraflarında dönüp duruyorlar.
Anlatılır: Devrim’den sonra bir yardımcısı Lenin’e ‘başardık’ dedi, Lenin’de ‘hayır asıl zorluk şimdi başlıyor, bugüne kadar bizi hep dava adamları destekledi, bundan sonra ise güce tapan çıkarcılar, dava adamlarının yerini alacaklar ve onlardan daha güçlü ve tehlikeli düşman yok’ dedi. Yaşadığımız günler tam da bu aslında. Dürüst, dava adamlarının önünü kesen çakallar onlara siyaset alanı bırakmıyor.
Bu duruma ‘karanlığın en yoğun olduğu vakit güneşin doğmaya en yakın olduğu vakittir’ diyerek kendimizi avutabilir miyiz bilemiyorum.
Daha önce yazmıştım. Bu seçim özellikle bazı bölgeler bakımından sürprizlere gebe gözüküyor. Seçmenin hangi taraftan vuracağını kestirmek çok zor. Bir çok il, ilçe ve beldede ilginç sonuçlar görmemiz kuvvetle muhtemel, çünkü vatandaş bu aldırmazlığa, bu vurdumduymazlığa bu siyasetsizliğe çok öfkeli.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!