Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
05 Nisan 2016 - 08:49 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

REGÂİP GECESİ VE FAZîLETLERİ

0 Okunma 0 Paylaşım
Recep ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi adı verilir. Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gecedir. Bu geceye Regaip denilmesi melekler bu geceye çok rağbet ettikleri içindir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki; “recep’in ilk Cuma gecesinde gafil olmayınız. Çünkü bu geceye melekler Regâip ismini vermiştir. Bu gecenin üçte biri olduğunda gökyüzünde ve yeryüzünde hiçbir melek kalmaz, hepsi Ka’be’de ve onun etrafında toplanır.”  İslâm’ın şeref ve azamet gecelerinden biridir. Rasülullah Efendimizin baba sulbünden anne rahmine intikal ettiği gecedir. Bu gece Allah’ın kullarına in’am ve ihsanı büyük olduğundan bu isim verilmiştir. Regâib, kendisine rağbet olunan kıymetli şeyler, bol bol ihsan, çok çok feyiz ve bereket demektir.   Bu sebeple, asırlardır bütün mü’minler bu geceye büyük değer vermişler, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibâdet ve taatle geçirmeye çalışmışlardır.   O  halde, biz mü’minler de, Kur’an okumak, Allah’a dua ve niyazda bulunmak, Peygamberimiz (s.a.v.)’e salât-ü selâm getirmek, kimsesizleri, yoksulları gözetmek, büyüklerimizi ziyâret etmek, ölüm ve âhiret hayatını düşünmek, üzerimizde namaz borcu varsa, bol bol kaza namazı kılmak, yoksa nâfile namaz kılmak suretiyle bu geceyi ihya etmeye çalışmalıyız. Umulur ki, bu gecenin feyiz ve bereketinden, in’am ve ihsanından istifâde etmiş oluruz.               Allah’ın rahmet ve mağfiretinin bol bol tecelli ettiği bu gecenin fazîletlerinden biri de, bu gecede rahmet melekleri, mü’minleri hayra, iyiliğe, ibâdet, şevkat ve merhamete çağırırlar. Bu da’vete koşan mü’minler, gönül bahçesini Tevhid semasından dökülen rahmet damlalarıyla sulamış, kalp evini îman burcundan doğan İslâm güneşiyle aydınlatmış, sonunda büyük bir mânevî zevk ve neş’eye ermiş olurlar.               Yine, bu geceye büyük değer verilmesinin bir sebebi de, bu gecenin, nefsin esaretine girmiş kalpleri bu esaretten kutarmaya, akıl ve ruhları, dünyaya niçin ve hangi maksatla gelindiği, öldükten sonra nereye gidileceği, soruları etrafında derin derin düşünmeye sevkedecek olmasıdır.   Aziz Okurlarım   Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, tek örneğimiz ve tek önderimiz Rasülullah (s.a.v)’e hitapla şöyle buyurur: “Ey Nebiyyi Zişan, Biz seni hakikaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allah’a O’nun izniyle bir dâvetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. Mü’minlere müjdele ki, onlar için Allah’tan büyük fazl-u keremler vardır.               Rasülullah (s.a.v)’,i canımızdan, malımızdan, her şeyimizden fazla sevelim. Gönüllerimizi paslandıran kin, hased, düşmanlık gibi kötü huylarımızı terkedelim. Bilhassa üç aylarda ve mübârek gecelerde her zamankinden daha çok ibâdet ve taatte bulunalım. Minarelerde yanan kandillere bakıp, camilere, mescitlere koşalım.               Çocuklarımıza İslâm’ın yüceliğini, ulvî gecelerin feyiz ve bereketini öğretmeye, onları camiye ve cemaate alıştırmayı ihmal etmeyelim. Bilelim ki, yaptığımız her hareketin mutlak hesabı sorulacaktır.               Allah, cümlemizi şu kudsî gün ve gecelerin hürmetine iyiyi kötüden; doğruyu eğriden, faydalıyı zararlıdan ayırt edecek bir şuura kavuştursun!.. KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN. NİCE KANDİLLERE…              

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!