ÖZELLEŞTİME GEREKLİMİYDİ?
Genel olarak Kamu
İktisadi Teşebbüslerinin özel sektöre devredilmesi özelleştirme olarak
nitelendirilir.
Az gelişmiş ya da
gelişmekte olan ülkelerde KİT kurumlarından verim alınmazsa, devlet zarar
edeceği, bütçesine yük olacağı bu teşebbüsleri özel sektöre belirlediği
yönergeye göre satmayı hedefler. Ve satar.
Bu görüş, 1980'li
yıllar da kabul görmeye, özelleştirmenin
başlı başına bir amaç değil, devletin ekonomideki payının azaltılması amacına
yönelik bir araç niteliğinde olduğu için KİT tarafından üretilen mal ve
hizmetlerin özel sektör tarafından üretilmesini sağlayarak, devletin
ekonomideki payının azaltılması, hedefini gözetir.
Az gelişmiş ya da
gelişmekte olan ülkelerde özelleştirmenin KİT teşebbüslerinin hazineye
getirdiği finansman yükünden kurtulmanın dışında bir amacı devlete ek gelir
temin etmektir. Mülkiyetin ve servetin geniş kitlelere yayılması,
özelleştirmenin hedefleri arasındadır.
1980'li yıllarda
özelleştirme uygulamaları hızlanmış, KİT teşebbüslerini özelleştiren ülkelerin
sayısı100'ü geçmiştir.
Her devletin
özelleştirme usullerinin değişikliği, ülkelerin kendi özel durumları gibi
nedenlerden dolayı özelleştirme metodlarının belirlenen hedeflere ulaşmadaki başarı
derecesi doğal olarak devletten devlete değişmektedir.
Ancak, KİT kamu
teşebbüslerinin girişimlerinin özelleştirilmesinden önce yapılacak çalışmanın geniş
kapsamlı olması, bu çalışma için gerekli ve yeterli kaynak ile zamanın ayrılması,
özelleştirmenin başarı şansını artırır. Evet, özelleştirme ile ilgili böyle bir
bilginin ardından, konumu oluşturan asıl meseleden söz etmek istiyorum.
Malum, Ak parti
iktidarı kendi döneminden önce çalışmaları başlatılan özelleştirme konusuna
büyük ağırlık verdi ve KİT ait çok teşebbüs özelleştirildi.
Bu özelleştirme
çalışmaları gerek muhalefet gerekse, bir takım çevrelerce çok eleştirildi.
Kim haklı ya da
haksız ben bunu eleştirmek istemiyorum. Fakat, dün olduğu gibi bugünde, devlete
ait kurum ya da KİT’lerde köhneleşmiş zihniyetle hantal konum maalesef işlerliğini korumaktadır.
Bir örnek vermem
gerekirse;
Özelleştirmeden önce
ilimizde hizmet veren Seka Kağıt fabrikasını anımsayın.
Ben vesile ile
fabrikaya gittiğimde,
Makineler dahil,
yenilenmemiş, kaderine terk edilmiş bir çok araç ve gerek “beni işler hale
getirin” SOS’ini verir gibiydi.
Ve gün geldi, devlet
zarar ettiği gerekçesiyle bu kurumu elden çıkardı, özelleştirdi. Alanda
çalıştıramayınca, fabrika tarih oldu.
Durumu da hala ne
olacak belli değil.
Geçenlerde Mersin’de
halter şampiyonasında hakemim. Salonun adı Seyfi Alanya Spor Salonu.
Eldeki imkanlarla
yetkililer gereken tadilatı yapmışlar.
Ama gel gör ki,
salon, salon olmaktan çıkmış.
Musluklar bozuk,
tuvalet kapıları kilitlenmez, mevcut sistem bakım ister. Sordum bir görevliye,
aldığım yanıt, “ efendim anlaşmaya göre TOKİ yeniden spor salon ve tesisleri
yapacakmış, bu nedenle, gerekli tadilatı
yapamıyoruz.”
Şimdi, bu 2. örnekle
özelleştirmenin yararlımı zararlımı olduğuna siz karar verin.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







