19 Temmuz 2012 - 21:24 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
ORUCUN KAZANDIRDIKLARI
Hicretten bir buçuk sene sonra, Şa’ban Ayı’nın onuncu günü farz kılınan
Oruç ibadeti, İslam’ın üzerene bina kılındığı beş temelden biridir. Zira
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Mebani-i
İslam Hadisi” diye meşhur olan hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“İslam beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah’tan başka ilah olmadığına ve
Muhammed (s.a.v.)’in Allah’ın Rasülü olduğuna şahadet etmek. Namazı dosdoğru
kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Ramazan orucunu tutmak ve gücü yetiyorsa
Allah’ın evi Ka’be’yi haccetmek”,
Oruç, din-i
celil-i islam’ın en büyük rükünlerinden ve şer’-i şerif’in en kuvvetli
kanunlarındandır. Nefs-i emmare bu mücahede ile terbiye olunur. Fenalığa olan
hırslar oruçla teskin edilir. Yukarıda mealini verdiğimiz ayet-i kerimede geçen
“umulur ki muhafaza olunursunuz” ifadesi şu şekilde tefsir olunmuştur: “Oruç
sayesinde nefsinize ve şehvetlerinize hâkim olmak melekesini kazanarak,
günahlardan ve tehlikelerden sakınıp mertebe-i takvaya erebilirsiniz.”
İbadetler
belirli vakitlerde yapılır. Farz olan orucun vakti Ramazan ayıdır. Ramazan
ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri
vardır. Kur’an-ı Kerim’de “ Ey iman
edenler! Kötülüklerden sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı
gibi, size de farz kılındı.” âyeti, orucun koruyucu bir boyutunun olduğuna
işaret etmektedir. Ayrıca Hz. Peygamber de “…Oruç kalkandır. Biriniz oruç
tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya
da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin. Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a
yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında
misk kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman,
diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır. " buyurmak suretiyle
orucun nefsin gayri meşru arzu ve isteklerine karşı bir kalkan olduğunu dile
getirmiş ve oruçlunun elde edeceği mükâfatı ifade etmiştir. Oruç, bilenler için gerçekten bir kalkandır. Şuurlu
ve şartları özümsenerek tutulan oruç, kişiyi kötülüklere karşı korur. Toplumsal
barışın ve birlikteliğin sağlanmasında da oruç etkin rol oynamaktadır. Çünkü
oruçlu kavgalara, kötü sözlere açık değildir. Onun sadece midesi değil aynı
zamanda dili, eli, gönlü bütün uzuvları dünyada bu tür çirkinliklere karşı
iftarı olmayan bir oruçtadır. Evet, kısa vadede onun dilinin, iftarı güzel
sözdür, gönlünün iftarı güzel duygulardır, elinin iftarı, hayır işlerde
kullanmaktır, gözünün iftarı güzelliklere bakarak Yüce Rabbi’nin kudret ve
kuvvetini anlamaktır. Aklın iftarı, millet ve insanlığa huzur verecek bilgi ve düşünceler
üretmektir. Uzun vadede ise bu uzuvların iftarı, Yüce Rabbi’nin müjdesine
erdiği andadır. İnancımıza göre asıl müjde ve iftarda bu olsa gerek. Orucun bu
boyutu asla göz ardı edilmemelidir. İnsanların birbirleriyle iyi geçinme yerine
birbirini yeme yarışında olduğu günümüzde,
bu tür moral değerlerin ve yönlendirmelerin sağlayacağı faydalar yabana atılamayacak
güçtedir. Nice masum hayatların sönmesinin, kanların akıtılmasının, aile ve
dostlukların yıkılmasının temelinde,
hiçbir değeri olmayan söz ve kavgaların olduğunu görmekteyiz. Bu tür
olayların, gerek fert ve gerekse toplumsal boyutta tamiri imkânsız yaralar
ortaya çıkardığı da bir gerçektir. İşte dar anlamda oruçlu geniş anlamda ise
Müslüman, kavga ve anlamsız sözlere kapalıdır, diğer bir ifadeyle o, Allah’ın
rızası olmayan her türlü eyleme karşı iftarı olmayan bir oruçtadır. Onun kapısı
adeta iftar sofrası gibi hep güzelliklere açılır. Maddi ve manevî yönden aç,
susuz insanlar onda hayat bulur.
Oruç tutmak
suretiyle Allah'ın emrini seve seve yerine getiren mü'minlerin bağışlanacağını,
günahlarının affedileceğini müjdeleyen peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Bir kimse inanarak ve mükâfatını umarak
Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır."
Bir hadis-i
kudsî’de Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Oruçlu kişi yemesini, içmesini, cinsî
arzusunu benim rızam için terk eder. Oruç, doğrudan doğruya benim rızam için
yapılan bir ibadettir. Her iyiliğin karşılığı on misli sevab olduğu halde,
orucun mükâfatını ben vereceğim.”
Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: Aziz ve celîl olan Allah "İnsanın oruç dışında her
ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim" buyurmuştur. Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü
söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben
oruçluyum’ desin. Muhammed'in canı kudret
elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk
kokusundan daha güzeldir. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır:
Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu
andır. "
Zira Cenab-ı Hak
orucun farz olduğunu ifade buyurduğu ayet-i kerimenin devamında “Ramazan ayı,
insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri
olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler
oruç tutsun.” buyurmaktadır.
Cenab-ı Hakk’ın,
dünya ve ahiret saadetinin yollarını göstermek üzere bütün insanlığa ikram
ettiği Kur’ân-ı Azîmü’ş-Şân, bu ayda nazil olmaya başladığı için Ramazan-ı
Şerif Ayı çok kıymetli, şerefli ve mübarek bir aydır. Bu ay ile alakalı olarak
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), şaban-ı şerif’in son gününde ashabına bir hutbe
irad etmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar!
Muhakkak ki büyük ve mübarek bir ay sizi gölgeledi. Öyle bir ay ki içerisinde,
bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi bulunur. Cenab-ı Hak, onun orucunu
farz, gece kılınan (teravih) namazını da
nafile kıldı. Bu ayda hayırlı bir hasletle Allah’a yaklaşan kimse , sair
aylarda bir farz eda etmiş kimse gibi sevap alır. Bu ayda bir farz eda eden
kimse ise, sair aylarda yetmiş farz eda etmiş kimse gibi mükâfat kazanır. Bu öyle bir aydır ki, onda müminin rızkı ziyadeleştirilir.
Bu ayda kim bir oruçluya iftar ettirirse, bu ameli sebebiyle onun günahları
mağfiret olunur ve cehennemden azad edilir. Ve iftar ettirdiği oruçluya verilen
sevabın aynısı, oruçlunun sevabından hiç bir şey eksilmeksizin kendisine de
verilir.
Bunun üzerine
Sahabe-i Kiram: “Ya Rasülellah! Hepimizin elinde oruçluya iftar ettirecek bir
şey yok.” buyurunca Peygamber Efendimiz (s.a.v.),
“Allah azze ve
celle bu sevabı, oruçluya bir hurma, bir yudum su ve süt ile iftar ettirene de
verir. Bu öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve ahiri
cehennemden azattır. Buyurmuşlardır.
Başka bir
hadis-i şerifte de “Ramazan ayı girince cennetin bütün kapıları açılır,
cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” buyurulmaktadır.
Ramazan-ı Şerif
ayını ganimet bilmeli ve bu aydan elimizden geldiği kadar istifade etmeye
çalışmalıyız. Bu ayda en az bir Kur’ân Hatmi okumalı, teravih namazları ile
gecesini ihya etmeliyiz. İmamı Rabbânî
Hz. Mektûbât-ı Şerifesi’nde, Ramazan ayının ehemmiyeti ve ihyası ile alakalı
olarak şöyle buyuruyorlar: “Kim ki bu ayda hayırlara ve salih amellere muvaffak
kılınırsa bu muvaffakiyet senenin tamamında onun arkadaşı olur. Ve eğer bu ay
manevi dağınıklık ile geçerse, senenin tamamı da dağınıklık üzere geçer.”
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı
Görüntüle →İlginizi Çekebilir

15 Temmuz Şehitler Ortaokulu çevresinde yol ve kaldırım yenilendi

Vodafone Business ve Migros, 5G ile LoT Tabanlı Destek Uygulamaları Hayata Geçirdi

Giresun’da Mobil Kanser Tarama hizmeti Çanakçı’da sürüyor

AK Parti Giresun’da yerel yönetimler bir araya geldi

Motorinde Büyük İndirim Beklentisi
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



