Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
08 Mart 2012 - 22:08 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

ÖLÜM GERÇEĞİ

0 Okunma 0 Paylaşım
      Sözlerime bir ayet mealiyle başlıyorum. Kur’an-ı Kerim’de “Nerede olursanız olun, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size ulaşacaktır.” buyrulmaktadır.Ölümün hikmeti, insanın imtihanında saklıdır.  Ölümle hayat sona ermeyecektir. İnsanı ölümden sonra sonsuza dek sürecek olan bir hayat beklemektedir. İşte insan, iyi ya da kötü işlediği her şeyin karşılığını ahiret yurdu dediğimiz bu ölüm sonrası hayatında görecektir. Ölüm bir taraftan insanın hesap vermesi ve sorumlu tutulması hakikatine kapı aralarken, diğer taraftan da fani olan insanın ebedileşmesinin de ilk basamağını teşkil etmektedir. Bu açıdan ölümü, tıpkı hayat gibi, ahiret yurdunda ebedi mutluluğa ulaştıran bir vasıta ve nimet olarak algılamak da mümkündür.        Ölüm insan için en büyük ibret ve en etkili öğüttür. Ölüm gerçeğinden uzak olarak sürdürülen hayatlar yitik ve ziyan edilmiş hayatlardır. Sonu da  apaçık hüsrandır. Dünyaya hiç ölmeyecekmiş gibi bağlananlar kuşkusuz aldanmışlardır. Aslolan hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, hemen ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmaktır.        Ölmeden önce ölmek ve kalıcı mutlulukları dünyanın geçici zevklerine feda etmemek gerekir. Ölümle her şeyin biteceğini zannedip, sürekli nefsin arzuları peşinde koşmak, hayatı zevki sefaya adamak ve bunu  bir yaşam felsefesi haline getirmek çok büyük yanlışlıktır. Bu düşünce, insanları değer tanımazlığa ve her şeyi mubah görmeye insanı iman açısından da son derece tehlikeli sonuçlara götürür.        İslam’ın hayat programına uygun hareket eden, insani değerlerle  barışık yaşayan, hileden, yalandan, iftiradan, fitneden, fesattan, kalp kırmaktan, devlet malına el uzatmaktan, cana, mala, namusa tecavüzden sakınan, hayatı boyunca insanlık için artı değerler üretme gayreti içinde olan insan, ölüme hazırlık yapmış demektir. Bu kimseler için ölüm, artık korkulacak bir şey değil, Mevlana’nın ifadesiyle bir vuslat, kavuşma ve buluşma  vesilesidir. Bu zaman dilimi, ömür boyu arzu edilen Yüce Yaratıcıya kavuşmanın ilk merhalesidir.       Aziz okurlarım; Ölüm sonrası hayatın mutluluk kapısını aralamak için dini görevlerimizi, ibadetlerimizi ihmal etmeyelim, sosyal sorumluklarımızın gereğini yerine getirelim. Ölümün bize hiç de uzak olmadığını. Ölümle hayat arasında çok ince bir çizginin bulunduğunu unutmayalım. Ölüm meleği hangi bir yerde ve beklemediğimiz bir anda bizi selamlayabilir, tıpkı çok sevdiklerimizi selamladığı gibi farkına varmadan ansızın gelirde iş işten geçmiş olur. Hani bir söz vardır; dere akar da gider bendini yıkar da gider şu dünya bir pencere her gelen bakarda gider. Sözünden ibret alalım. Diyerek; Şairin şu mısralarıyla bitirmek istiyorum Neylersin ölüm herkesin başında, Uyudun uyanamadın olacak, Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında aziz okurlarım.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!