Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
03 Kasım 2023 - 09:55

ÖLÜ TOPRAĞI

0 Okunma 0 Paylaşım

   Her şey bitti de sıra ölü toprağına mı geldi demeyin.

    İnsanoğlu için gözünü toprak doyursun derler.

   Fakat bizim kimsenin toprağında gözümüz yok tabi.

   Biz kendimiz tembel, uyuşuk, cansız, miskin ölü toprağı gibiyiz.

  Toprak demişken aklıma geldi.

   İlk etap da, Suriye savaşından kaçan dört milyondan fazla düzensiz göçmen Türkiye'ye gelmişti.

   Pandemiden önce Türkiye'nin belirli yerlerinde binlerce göçmen çadırı vardı.

   Her akşam haberleri verilirdi. Kimi dört milyon derdi, kimi on dört milyon.

   Nasıl olsa yazan yok sayan yok.

   Herkes işine geldiği gibi konuşuyordu.

   Bir ara canımıza tak deyince Avrupa sınır kapılarını açıp ne haliniz varsa görün! Nereye giderseniz gidin dedik.

   Bunu duyan binlerce düzensiz göçmen, yine düzensiz bir şekilde akın akın Avrupa'ya geçmek için.

   Edirne, Çanakkale, Muğla, Bodrum gibi sınır şehirlerimize ve sınırlarımıza gelmişti.  

   Fakat sınır komşumuz Yunanistan durun bakalım, bu millet bu toprakların bedelini canıyla ödedi dedi.

   Sınırı geçmek isteyen göçmenlere karşı karada ve denizde çok ağır tedbirler uyguladı.

   Dur ihtarına uymayan göçmenler ya denizde kayboldu ya çırıl çıplak soyulup geri iade edildi.

   Açılan kapıdan kimse geçemedi.

   Binlerce göçmen sınırlarımızda ve kıyı sahillerimizde aç, susuz beş parasız kaldı.

   Tam o sırada pandemi girdi araya. Bir daha da kimse bu göçmenlerden haber alamadı.

   Binlerce göçmen ve binlerce çadır birdenbire kayboldu.

  Çoğunun kaydı da yoktu, evi de. Bu kadar göçmen bir anda nereye gitti.

   Bugün göçmen sayısı 25 milyonu geçti diyen de var 15 milyon diyen de var.

   Gerçek şu ki; dünya tarihinde eşi ve benzeri olmayan bir göçmen nüfusu var Türkiye'de.

   Buna rağmen bir hükümet yetkilisi Türkiye'nin düzenli göçmene ihtiyacı var diyor.

   Kimsede ses yok. Türkiye Gazze'ye girsin mi! Girmesin mi?

   Gazze'ye girecek Türk mü kaldı memlekette.

   Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz dediğimiz Aziz vatanımızda bugün şeyhler, tarikatlar, çeteler cirit atıyor.

   Yerli tarikatlar yetmedi Suriye tarafından, Afgan tarafından hatta Azari tarafından gelen tarikatlar var Türkiye'de.

   Bu tarikatlar inanç grubu gibi değil, holding grubu gibi birbiri ile çıkar ve rant yarışı içinde.

   Her birinin alışveriş merkezleri ve yurtları,

   Devlet içinde, devletin çok önemli kuruluşlarında kadrolaşmaları var.

   Atatürk zamanında yabancılara bir karış toprak satmak bile yasaktı.

   Sadece belediye sınırları içinde 300 metre kare sınırını geçmemek şartıyla konut satın alabilirlerdi.

   Bugün yabancılar istedikleri yerden ev, iş yeri, arsa, tarla ve her türlü taşınmaz alabiliyor.

   Son yapılan düzenlemeler ile yurt dışında yaşayan yabancı emlakçılar Türkiye'den konut ve toprak satışı yapsınlar diye Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir destek paketi açıkladı.

   Bu pakete göre Türkiye'den konut ve toprak satışı yapmak isteyen emlakçılara yılda 3,6 milyon lira devlet desteği ve ayrıca bu satışlar için reklam desteği olarak 1,8 milyon lira verecek.

   Türkiye'de binlerce insan açlık sınırı, tokluk sınırı altında yaşam mücadelesi verirken, sırf Türkiye topraklarını satış için verilen bu desteği insanın aklı almıyor.

   Köprüler, fabrikalar, topraklar derken ne kalacak geriye.

   Topraklardan sonra sıra neye gelecek!

   Yakında belediye seçimleri var.

   Her aday çıkıp bu topraklar üzerinde yapacağı projeleri açıklayacak sözde.

   İnşallah bir suriyeli çıkıp da, siz kimin toprakları üzerinde proje yapıyorsunuz demez.

   Bizde halen ağzını açan dinden imandan bahsediyor.

   Ölünce Allah'a vereceğimiz hesabı bu dünyada alıyorlar sanki.

   Neyse gerisi uzun hikaye.

   Bu gidişle yapacak bir şey yok.

   Bizim millet ölü toprağı gibi.

   Kimine öbür dünyada, bize bu dünyada yatacak yer kalmayacak.

  Toprağımız bol olsun deyip kapatalım konuyu.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!