MUHARREM-İ ŞERiF
Mevla’mızın izni ile bir seneyi daha
geride bırakıp yeni bir seneyi idrak ediyoruz. Tevbe Suresi'nde meâlen şöyle
buyruluyor: "Muhakkak ki ayların sayısı Allah
(c.c.)'nun
gökleri
ve yeri yarattığı gündeki kat'î hükmünde on ikidir. Bunlardan dördü haram
aylardır. İşte bu en doğru hüküm-en doğru hesaptır. O halde bu haram aylarda
nefislerinize zulmetmeyiniz."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Veda Haccı'nda teşrik günlerinin ortasında Mina'da
irad
ettikleri hutbelerinde haram aylarla alakalı olarak şöyle
buyurmuşlardır: "İşte zaman
hakikaten
Allah'ın semavat ve arzı yarattığı gündeki hey'eti gibi bir devre girdi:
ayların
sayısı
on ikidir. Bunlardan dördü haramdır ki bu haram aylardan üçü birbiri ardınca
gelen Zil-Ka'de, Zil-Hicce ve Muharrem Ayları; diğeri de Cemaziyel-Ahir ile
Şa'ban arasındaki Receb Ayı'dır."
Zikredilen bu dört aya "haram
ay" denmesinin sebebi şudur: Bu aylarda işlenen
ma'siyetin günahı ve yapılan taatin sevabı diğer aylara göre daha
fazladır ve bu sebeple bu
aylar diğerlerine göre daha fazla ta'zime layık ve muhteremdirler.
Bundan dolayı bu aylara
haram aylar denmiştir.
Muharrem Ayı muhterem aylardandır. Bu ay
Hadis-i Şerifte ifade edildiği üzere "Allah'ın ayı'dır. Muharremi Şerif
ayı; içinde meydana gelen ulvi hadiseler, vuku bulan ilahi tecelliler ve İslami
bir tarih başlangıcı kabul edilmesi bakımından Müslümanlar arasında büyük bir
ehemmiyet arz eder.
Hicretin on altı veya on yedinci
senesinde toplanan İslam şurasında ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz.
Ali (k.v.) Efendimiz’in nokta-i nazarı kabul edilip, ilk İslam muhacirlerinin Muharrem
ayında hicret etmeleri sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul
edilmiştir.
Hatta Muharrem ayının İslamiyet'ten öncesine uzanan bir şöhreti ve
kıymeti de vardır.
Denilebilir ki Muharrem ayı, bütün beşeriyet tarihinde yeri bulunan
bir aydır.
Muharrem-i Şerif ayı geldiğinde mü'minlerin birbirlerinin hicri
senelerini tebrik
etmeleri ve yeni senenin kendileri ve tüm İslam âlemi hakkında hayırlı
olması için Cenâb-ı
Hak'ka dua ve iltica etmeleri icap eder. Ayrıca bu günlerde,
fakirlere-yoksullara yardımda
bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel görülmüş ve
çokça ecir ve
mükâfatının
olduğu beyan edilmiştir.
Siz
değerli okurlarım
Allah dostları tarafından tavsiye edilen, bu aya
mahsus bir takım ibadetler ve vazifeler mevcuttur. Önceki yazılarımda beyan
etmiştim. Muharrem’in faziletinden dolayı tekraren yazmayı uygun gördüm ve bu
nedenle bir kez daha hatırlatmak isterim.
Muharrem ayının birinden onuna kadar 10
gün oruç tutmak ve 10. gün
aşure pişirmek faziletli ibadetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin,
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin
Efendilerimizle cennete girecekleri ümit edilir. Bu on günlük orucu
tutamayanların,
mümkünse 8, 9 ve 10. günleri oruç tutmaları tavsiye edilmektedir.
Rasülüllah (s.a.v.)
Efendimiz 9. gün seferde bulunuyorlardı; o bakımdan yalnız 10. günü
oruç tutmuşlar ve "Sağ
olursak gelecek sene 9. günü de tutarız" buyurmuşlardır. Bu ay içerisinde;
Perşembe, Cuma, cumartesi günleri peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile
oruç sevabı verileceği
bildirilmiştir.
Bu günlere icab eden itinayı göstermeli
ve sünnet müessesesini ayakta tutmaya çalışarak Mevlamız'ın rızasına nâil olabilmenin
gayreti içerisinde olmalıdır. Rasülüllah Efendimiz (sav) Hz. buyuruyorlar ki: "Ramazandan sonra oruçların en faziletlisi Muharrem
ayında tutulandır. Farzlardan sonra namazların en faziletlisi gece namazıdır.”
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
AK Parti Giresun’da yerel yönetimler bir araya geldi
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







