26 Ocak 2015 - 18:24 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
KUR'AN'A NASIL BAKIYORUZ?
Kur’an, Fatiha’dan sonra hemen ikinci sure olan Bakara suresinin ilk ayetinde kendine dikkat çekiyor. “ Bu kitap, kendinde hiçbir şek ve şüpha olmayan, samimi inanaç sahipleri için hidayet kaynağıdır.” Yani insanın fıtratına, yaradılış gayesine uygun bir hayat yaşamasına ve dolayısıyla dünya hayatını huzurlu ve mutlu bir şekilde tamamlamasına dikkat çeker. Bu yüzden böyle bir kitabın mensupları olduğumuz için Rabbimize şükrediyoruz. Gerçekten elimizde diğer ilahi kitapların aksine bozulmamış bir kitap var.
Fakat şöyle de bir sıkıntımız var. Yüreklerimize dönüp baktığımızda, ailemize dönüp baktığımızda, içinde yaşamış olduğumuz topluma ve yine bir bütün olarak İslam dünyasına dönüp baktığımızda Yüce Kitabımız Kuran’ın Muttakilere vad ettiği hidayet ortamına şahit olamıyoruz. Barış dinin Kitabının inananları arasında özlenen barışı göremiyoruz. Aksine aynı kitaba inanan insanların, gurupların, mezheplerin, İslamın dışındaki inanç mensuplarına gösterdiği hoş görü ve sıcaklığı birbirine gösterdiğini göremiyoruz. Bu yüzden yaşamış olduğumuz coğrafyada duymak, görmek istemediğimiz en acı olaylara şahit oluyoruz. Daha da öte, son onbeş yılda İslam coğrafyasında ölen insan sayısının on iki milyon olduğunu duyuyoruz.
Bırakalım bunları bir kenara… Şöyle düşünelim. Bu gün İslam dünyasından bir gurup, eline bir megafon alarak İncil’in mensupları, inananları olan Hrıstiyan dünyasına seslenseler… Deseler ki “ Ey Hrıstiyanlar… Biz müslüman devletler, ya da milletler olarak, size, yani Hırıstiyanlara karşı tüm sınırları kaldırdık. Bundan böyle İslam diyarında, huzur ve mutluluk diyarında, Kuran’ın gölgesinde yaşamak isteyen herkes aramıza gelebilir. Serbesttir.” desek acaba kaç kişi gelir. Evet… Bir de bunun tersini düşünün. Onlar müslümanların yaşadığı coğrafyaya yönelerek aynı şekilde seslenseler ne olur?
Bunun için kafa yormaya gerek yok. İkibin ondört yılında kendi Kitabının ilahi ikliminden İncil’in iklimine kapak atmaya çalışırken Akdenizde boğularak ölen göçmen sayısının beş bin cıvarında olduğu söyleniyor. Bunlar Afganistan’dan, Irak’tan, Suriye’den, Sudan’dan, Libya’dan insanlar. Ülkelerin isimlerini uzatabiliriz. Hepsi müslümanların yaşadığı, huzur ve mutluluk kitabı Kur’an’ın coğrafyasından.
Peki şimdi gelelim asıl soruya… Dünyada en çok okunan kitap Kuran olduğu halde neden okuyanlarına bir yol gösteremiyor, hidayet etmiyor? Neden hep beraber tutunmamız gereken “ Allah’ın ipi” olamıyor? Neden düşmanlarımız karşısında güçlü olmamızı sağlamıyor? Bu kitap neden en az anlaşılan kitap oluyor?
Evet. Sorumuza devam edelim… Biz Kuran’ı niçin okuyoruz ve nasıl okuyoruz?
Düşünün… Bir ortamda bir saat Kuran dinlesek, bir saatin sonunda girdiğimiz kapıdan çıkarken bizde neler, hangi duygular değişmiş oluyor?
Kaç tanemiz içimizden “İyi ki şimdi duydum. Kendi kendime söz… Bir daha öyle bir lüzumsuzluk asla yapmayacağım. Bundan böyle yürüyen bir , iki, üç beş ayet olacam.”diyerek çıktığımız oluyor?
Yine, Kuran öğretmeye çalıştığımız insanların arkasından bakıp, “bu topluma yürüyen bir ayet, üç ayet daha kazandırdık. Allah’ın mesajıyla bir kişiyi daha buluşturduk .”dediğimiz… Yoksa insanı şekillendirmeyen bir Kur’an … Düşünün… Peygamber (sav) sahabelerini etrafına topluyor… Kur’an okunuyor.. Kalbler, ve peşinden davranışlar değişmiyor. Eğer öyle olsaydı o cahiliyye toplumundan o seçkin insanlar çıkarmıydı?
Gelin o zaman konunun muhatabına, Kur’an’a şu soruyu soralım. “Ey Aziz Kur’an.. . Seni niçin okuyalım ve nasıl okuyalım?
Kur’an bu soruya o kadar açık cevap verecek ki… Şimdilik iki ayetle yetiniyoruz. “Andolsun, biz onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an da değişik biçimlerde açıkladık.”(İsra 41)
“Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?”(Nisa 82)
Son bir soruyla konuyu şimdilik kapatalım.
Gerçekten Kuran’ı çok güzel okuyan insanlarımız var. İster sanal alemde olsun ister gerçek alemde. Hafız efendi bir solukta uzun bir bölüm okuyabiliyor.Bu okuyuş karşısında dinleyenler de “Allah Allah” veya” Allahü Ekber” diyorlar. Acaba bu ifadeleri ayetlerin verdiği mesajın etkileyiciliğinden ve Allah’ın sözünün kalbleri ürpertmesinden dolayı mı söylüyorlar, yoksa okuyan kişinin nefesinin uzunluğuna olan hayranlıktan mı?
Rabbim! Bizlere hak ve hakikatlarin bilgisini lutfet…
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Giresun'da temizlik mesaisi devam ediyor
Görüntüle →İlginizi Çekebilir

Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı

Piraziz’de Yağmur Suyu Hattı Çalışmaları Sürüyor

Başkan Fuat Köse dolmuşçu esnafıyla kahvaltıda buluştu

Sardes’te 2 bin 500 yıllık heykel gün yüzüne çıkarıldı

Sessiz Yaşlanma Dönemi Başladı!
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



