Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
29 Ocak 2015 - 17:59 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

KUR'AN-I KERİMİ MAHAFAZA

0 Okunma 0 Paylaşım
  Hıcr Suresi’nde meâlen şöyle buyruluyor:“Şüphe yok ki o zikri (Kur’ân’ı) biz indirdik biz ve elbette biz onu muhafaza da edeceğiz” Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’in kendi hıfz-u himayesinde olduğunu, birçok te’kidlerle haber vermektedir. Malum olduğu üzere, Kur’an-ı Kerim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e yirmi üç senede nazil olmuştur. Bu yirmi üç sene zarfında Kur’ân-ı Kerîm’in kayıt altına alınması şöyle olmuştu: “Cebrâil (a.s.), Rasül-i Ekrem Efendimiz’e ayetleri getiriyor ve okuyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de dinliyordu. Sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.), aldığı şekilde Cebrâil (a.s.)’a tekrar okuyor, ardından da yanında bulunan mü’minlere tebliğ ediyorlardı. Kur’an-ı Mecîd’i ezberlerine alan sahabe-i kiram hazerâtı, zaman zaman Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e ezberlerini kontrol ettiriyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de sadece hafızalara değil aynı zamanda yazıya müsait taş, kemik, hurma yaprağı gibi malzemelere, Kur’ân ayetlerini kaydettiriyordu. Bu iş için vazifelendirilen Vahiy Kâtipleri arasında, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz Osman, Hz. Ali, Hz. Zeyd bin Sabit, Hz. Abdullah ibn-i Mes’ûd, Hz. Übeyyibn-i Ka’b (r.anhüm) gibi Sahabe-i Kirâm’ın ileri gelenleri de bulunuyordu. Ayrıca Cebrâil (a.s.), Ramazan aylarında her gece Rasül-i Ekrem Efendimiz’e geliyor, o zamana kadar nazil olan ayetleri kendilerine okuyor, ardından Peygamber Efendimiz de Cebrâil (a.s.)’a okuyordu. Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz’in irtihal buyurdukları sene, Kur’an tamamlandıktan sonra, bu iş iki defa yapılmıştı ki buna “arza-i ahire” denir. Aleyhi’s-Salatüve’s-Selam Efendimiz de bu arza-i ahire’ye göre Sahabe-i Kiram’a Kur’an’ı okumuşlardı. Sahabe-i Kiram’dan isimlerini zikrettiklerimiz başta olmak üzere birçokları, bu son arzaya ve tertibe göre Ku’ân-ı Kerim’i ezberlemişlerdi. İşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) daha hayatta iken Kur’ân-ı Azimü’ş-Şân böyle hafızalara ve gönüllere nakşedilmiş, yazıya elverişli malzemelere kaydedilmişti. Peygamber Efendimiz ancak bundan sonra irtihal buyurmuşlardı. Hz. Ebu Bekir (r.a.)’in hilafeti zamanında, Müseylemetü’l-Kezzab’a karşı, Yemame Savaşı yapılmıştı. Bu savaşta Kur’ân hafızlarından yetmiş kadarı şehit olunca, Hz. Ömer (r.a.)’ın teklifiyle ve Zeyd bin Sabit (r.a.)’ın başkanlığındaki bir heyet tarafından, Kur’an-ı Kerim cem edilmişti. Hz. Osman (r.a.)’ın hilafetinde de bir heyetin kontrolünde, Hz. Ebu Bekir (r.a.)’ın yazdırdığı sahifelerden teksir yapılarak önde gelen İslam şehirlerine gönderilmişti. Tüm bu anlatılanlar, Allah-ü Teâlâ’nın İslam Ümmeti’ne bağışladığı çok büyük bir muvaffakiyettir.”             Değerli okurlarım Burada şu hususu unutmamak lazımdır: Kur’an’ın muhafazasına Sünnet-i Seniyye’nin muhafazası da dâhildir. Zira Sünnet, Kur’an-ı Kerim’in tefsiridir, tatbikidir. İkisi etle kemik gibidir. Bu ikisini ayrı düşünmek ya da ayırmak mümkün değildir. Bu husus bir hadis-i şerifte şöyle ifade edilmiştir: “Size iki şey bırakıyorum ki onlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe asladalalete düşmezsiniz: Allah’ın Kitabı ve Rasülü’nün Sünneti”İşte bundan dolayı Kur’ân-ıKerim’in nakli hususunda olduğu gibi Sünnet-i Seniyye’nintesbit ve naklinde de, baştaSahabe-i Kiram olmak üzere muhaddislerimiz, o kadar büyük gayretler göstermişlerdir kihayran olmamak mümkün değildir. Muhaddislerimizin takib ettiği “Tesbit ve Rivayet Usulü”de başka hiçbir ümmette olmayan harika bir usuldür ve bu usul ile Sünnet-i Seniyye muhafaza altına alınarak doğru bir şekilde nakledilmiştir.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!