Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
08 Haziran 2015 - 19:16 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

KUR'AN-I KERİM,...

0 Okunma 0 Paylaşım
KUR’AN-I KERİM OKUMAYI ÖĞRENMEK DİNî BİR VAZİFEDİR Kur’an-ı Kerim, Allah’ın emir ve yasaklarını, dünya ve âhıret saâdetlerinin neye bağlı bulunduğunu, Cenab-ı Hakk’a karşı vazifelerimizin neler olduğunu ve nasıl yapılacağını açıklamak üzere gönderilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, «Ben Müslümânım» diyen herkes, Kur’an okumayı öğrenmelidir. Çünkü Kur’an okumayan, Allah’ın emir ve yasaklarından haberdar olamaz. Namaz İslâm’ın şartlarındandır, Kur’an okumak da namazın farzlarından biridir. Kitabullah’ı okumayı bilmeyen beş vakit namazı kılamaz ve bu ihmalkârlığı devam ettiği müddetçe İslâmî vazifelerini kâmil mânâda yapmış sayılmaz. Bu mantıkî silsileden hareketle hüküm arandığı zaman, İslâm diyarında oturup da Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi ihmal eden bir müslüman, haklı olmak şöyle dursun, kendini mâzur saydıramaz. Peygamberimiz (s.a.v), ashabına öncelikle îman esaslarını telkin, daha sonra Kur’an okumayı tâlim ederdi. Bu ilmî gerçeği Abdullah oğlu Cündüb (r.a)’in rivâyet ettiği hadis-i şeriften öğrenmekteyiz. Kur’an okumak; hasta ruhlara şifâ, çoraklaşmış kalplere feyiz menbaı ve teselli kaynağıdır. Kur’an okumak; Yüce Rabbimiz’in huzuruna çıkıp ibâdet edebilmenin başta gelen şartı ve imânımızı kemâl derecesine ulaştırmanın yegâne çaresidir. Namaz sahih olacak şekilde tecvid ve talim üzerine Kur’an okumayı öğrenmek, genç ve ihtiyar, erkek ve kadın her müslüman için ihmali câiz olmayan bir vazifedir. Bu mecburiyeti tespit ve telkin eden bir âyet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: « (Rasülüm), Sana vahyedilen Kitâbı oku. Namazı da dosdoğru kıl ve kıldır. Çünkü namaz, hayasızlıktan, akıl ve dine uymayan her şeyden alıkoyar. Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibâdettir. Ne yaparsanız Allah bilir.» Beşeriyetin halâskârı ve insanlığın yegâne Efendisi bulunan Peygamberimiz, «İçinde Kur’an’dan bir şey bulunmayan kimse, harap olmuş bir ev gibidir» buyurmaktadır. Bu hadis-i şerifi teşrih için, hayal tablosuna hakikat kalemi ile bir ev çizmek isterim. Sâhibi tarafından bakımsız bırakılmış ve kapısına kara kilit takılmış bir ev tasavvur ediniz! Sıvaları dökülmüş, camları kırılmış ve çatısı çökmüş bulunan bu evin içini böcekler kemirmekte, pencerelerini örümcekler perdelemekte! İçeriden ne bir ışık sızmakta ne de bir ses işitilmektedir. Böyle bir evin insan ruhunda bırakacağı kasvet ne kadar büyüktür! Bir de Yüce Hâlıkımızın sun’u bedî’i ile kurduğu vücut yapısını düşününüz. Sahibi onu ihmâl etmiş, ağzını sükûtla kilitlemiş ve gözüne gaflet perdeleri çekilmiş bulunmaktadır. Bu vücudun içini evhâm ve şüpheler kemirmekte, nefs-i emmarenin esareti altında inlemektedir. Ağzından İslâmî bir ses çıkmamakta, imanî bir pırıltının aksi yüzünde görülmemekte, her yönü ile lime lime olmaktadır. Böyle bir insanın harâbâtiliği, bir evin inkırâza yüz tutmasından daha çok bunaltıcıdır. Zirâ ev çökerse maddî yönden zarar vermiş olur. Kur’an’dan uzak yaşayan bir insanın zararı ise manevî ve âhirete yöneliktir. Işığın camdan geçmesi için hiçbir zorluk olmadığı gibi, Kur’an-ı Kerim’in zihinlere yerleşmesi ve kalplere nakşolması için hiçbir engel yoktur. Allah Kitabı’nın elfâzı veciz, mânâsı, mûciz, öğrenilmesi akla hayret verecek derecede kolaydır. Bu farkı açık ve seçik derecede ortaya koyan, Kur’an okumayı sınıflandırarak her sınıfın mevki ve manevî kazancını gözlerimizin önüne seren bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: «Kur’an okumaya mâhir olan, şerefli ve itaatkâr sefir (-i sübhanî olan melek) ler ile beraberdir Kur’an’ı kendine güçlük verdiği hâlde, kekeleyerek okuyan kimse için iki türlü sevap vardır.» Bu hadis-i şerifte belirtilen iki çeşit sevabın bir kısmı, çekilen zahmetlere karşı verilmektedir. Çünkü «Kim Allah’ın Kitab’ından bir harf okursa buna mukâbil kendisi için bir hasene vardır. Bir hasene, on misli sevaba denktir. Ben, ELİF, LÂM, MİM bir harftir demem. Elif müstakil bir harf, lâm ayrı bir harf, mim de başlı başına bir harftir.» Kâinatın biricik Efendisi ve Kitabullah’ı Allah tarafından getirip insanlara tebliğ eden Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in Kur’an okumaya teşvik eden hadis-i şeriflerinden bir kaçı ile sözlerimi tamamlamak isterim: «Kim Kur’an-ı Kerim’i okuyup ezberlerse Allah onu cennete koyar ve hânesi halkından ateşe girmesi vâcip olan on kişiye şefâatçı kılar» «Cennetin derecelerinin sayısı, Kur’an âyetlerinin sayısıncadır. Kur’an okuyan bir kimse cennete girdiğinde onun üstünde kimse bulunmayacaktır» Hele «Kur’an-ı Kerim’in hâfızı olan kimseye, OKU YÜKSEL! DÜNYADA İKEN AĞIR OKUDUĞUN GİBİ OKUMAYA DEVAM ET. ZİRÂ SENİN (cennetteki) MERTEBEN OKUYACAĞIN ÂYETLERİN SONUNA KADAR OLACAKTIR, denilir.»

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!