Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
31 Aralık 2015 - 17:38 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

İSLAMİ İLİMLERİN,...

0 Okunma 0 Paylaşım
İSLAMİ İLİMLERİN FAZİLET VE EHEMMİYETİ          Cenab- Hak şöyle buyuruyor: “Sizden hayra davet eden, iyiliği emreden kötülükten meneden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erecekler onlardır.”          Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde “Kim ki ma’rufu emreder, münkerdennehyederse, o kimse, yeryüzünde Cenab-ı Hakk’ın, Rasulüllah’ın ve Kitabullah’ın halifesidir.” buyurmuşlardır. Ayet-i kerime ve Hadis-i şerif’te geçen ve “iyiliği emretmek, kötülükten men etmek” şeklinde tercüme edilen “emr-bi’l-maruf nehy-ani’l-münker” ise hayra davetin en mühim kısmını teşkil eder. Maruf, İslam’ın iyi olarak kabul ettiği ve allah’ataat saydığı her şeydır. Mümker ise bunun tam zıddı olarak, İslam’ın iyi saymadığı, dinin emirlerine aykırı bulduğu ve Allah’a karşı masiyet kabul ettiği şeylerdir.          İyiliği emir, kötülükten nehiy vazifesinin farziyyeti Kitap ve Sünnet ile sabittir. Aynı zamanda bu farz, İslam’ın en büyük farzlarından biri ve temelidir. Çünlü Müslümanlar bu sayede kemale erer, dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Ancak bu vazifeyi yapacak bir topluluğun bulunması farz-ı kifayedir.          Bu hususla alakalı olarak Tevbe suresinde şöyle buyuruluyor: “Bununla beraber mü’minlerin tamamı birden seferber olacak değillerdir. Fakat her fırkadan bir taife toplansalar da dini ilimleri tahsil etseler ve döndükleri zaman kavimlerini inzar etseler, umulur ki onlar sakınırlar.”          Değerli okuyucularım          Görüldüğü üzere iyiliği emir, kötülükten nehiy vazifesini yerine getirecek olan kimseler, İslam ümmeti içerisinde, İslami ilimleri öğrenip bunları diğer Müslümanlara öğretecek olan ve bunu da onlara tahakküm veya dünyevi maksatlar için değil, sır Allah rızası için inzar ve irşad maksadıyla yapacak olan maneviyat sahibi ehl-i ilimdir. Çünkü ilimsiz ve ihlassız yapılacak faaliyetler fayda değil zarar verecektir.          Ancak burada dikkat edilmesi gereken mühim bir husus vardır. İslami ilimleri ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesi müvacehesinde doğru ve sağlam bir şekilde öğrenmek icap eder. İslam dinini itikadı ve ameli olmak üzere iki ciheti vardır. İşte her iki hususta da Allah’ın razı olduğu fırka olan ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in “fırka-i naciye” olarak vasıflandırdığı Ehl-i sünnet itikadına tabi olmak; ilmi, Ehl-i sünnet’emensub âlimlerden almak icap etmektedir.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!