Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
30 Haziran 2016 - 17:39 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

"İSLAM BARIŞ DİNİDİR" DİYORSAK EĞER...

0 Okunma 0 Paylaşım
                                 Bizler sık sık çeşitli ortamlarda ve mekanlarda şu ifadeleri duyarız: “İslam  barış dinidir. İslam kelimesi  barış demektir.” Gerçekte de bütün kainat barış esaslı bir denge üzerine kurulmuştur. Aslında yaşamış olduğumuz dünya da da bu kavram esas alınmıştır. Yani normalde, ister canlı olsun ister cansız, bütün varlıklar arasında bir barışın, bir ahengin, bir uyumun olduğu açıkça görülmektedir. Peki barış kim ile kimler arsında olur?  Barış zıtlar, zıtlıklar arasında olur. Barış farklılıklar arasında, barış siyahla beyaz arasında, barış ötekilerle berikiler, onlarla bunlar arasında olur. Yani barış bir yerde kurtla kuzu arasında olur.  Aynı duygu, aynı düşünce, aynı amaç ve hedefi paylaşanlar arasında, yani siyahla siyah, beyazla beyaz, kurtla kurt arasında barıştan da öte duygular vardır. Bu dostluktur. Daha da derini muhabbettir. Bu duygular barış iklimini aşan duygulardır. “İslam barış dinidir” diyorsak eğer, bu sefer etrafımıza,  etrafımızdaki insanlara, insanların taşıdığı farklılıklara bu penceren, barışın penceresinden bakmamız gerekir. Zaten Rabbimiz de Aziz Kitabında bizlere hep bu barış iklimini oluşturacak, huzur iklimini sağlayacak esasları telkin etmekte ve bu esaslar doğrultusunda bir davranış sergilememizi istemektedir. İnsanların kimlik ve kişiliklerini zikretmeden “varken ve yokken onlarla paylaş…”,  “ Öfkeni yutkun…”, “İnsanları affet…” şeklindeki uyarıları bir çok ifadelerden sadece birkaçı… (Al-i İmran 134) Gerçekten bu kavramlar üzerinde düşündüğümüzde barıştan başka ne amaçlandığını görebiliriz ki? Yine barış ortamının ortadan kalkmasını sağlayacak ilk, temel unsur, kişinin davranışlarının öncüsü konumunda olan sözleridir. Çoğu zaman çevremizdeki insanları değerlendirmeye kalktığımızda onları sözleri üzerinden tanımaya, sözlerinin güzelliği ve çirkinliği üzerinden kimliklerini, kişiliklerini ve inançlarını çözmeye çalışırız.  Çünkü ister günümüzde olsun ister geçmişte, kişileri veya toplumları birbirine karşı harekete geçiren kelimelere yüklenen anlam  ve mana ve bu anlam ve mananın ifade ediliş şekli olmuştur.  Allah’ın Kuran üzerinden, bu olumsuzlukların insanlar arasındaki barış ortamını bozmamasını amaçlayan birçok uyarıları olmuştur. Sözlerimizin söyleniş şekli, ses tonumuz ve sözlerimizin içeriği bile dile getirilmiştir. Konu hem söyleyenler açısından ele alınmış, hem de dinleyenler açısından. Dinleyenlere de Zümer suresi 18. Ayette de iltifat ederek şu şekilde seslenir: “ Onlar ki bütün sözleri dinlerler. En güzeline tabi olurlar. İşte onlar Allahın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” Buyurun! Bu ifadeden, “ Benim gibi düşünmüyor”,” Bizim gibi söylemiyor.”  Uçuk mudur kaçık mıdır, sapık mıdır nedir? anlayışı çıkararak düşmanlık oluşturun. Oluşturamazsınız. Bütün sözleri dinlemen, her fikre her düşünceye kulak vermen Allah’ın isteğidir. Ve sonra da en güzeli hangisiyse, en doğrusu hangisiyse ona uyacaksın. Öyle konuşturmadan, dinlemeden peşlemek yok… Bağırıp çağırmak, barış ortamını bozmak yok. Eğer o seçkin kullar olma özelliğinden vazgeçmeyi düşünmüyorsak sözün en güzelinin arayıcısı  ya da ortaya koyucusu olmamız gerekmektedir.  Ve böylece barışın gerçek mekanı olan gönüllere bir kapı aralamış oluruz. Gönüllerde bu barışı oluşturduğumuz takdirde de düşmanların bütün hile ve tuzaklarını, en ağır ve can yakıcı darbelerini boşa çıkarmış oluruz. Her yüz yılda bir yaşamış olduğumuz coğrafyanın haritasını değiştirme emelleri de kursaklarında kalmış olur. Bayramımızın gönüllerimizde, ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada barış ve huzura vesile olması dileğiyle….

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!