İŞE BAŞLAMANIN ZORLUĞU
Merhaba sevgili okurlar
Bugün size bir bayan kuaförünün yani benim başımdan geçen tatlı ve güzel anıları anlatacağım.
İlk çıraklık dönemimden başlamak istiyorum.
Sene 2002,
O zamanlarda ortaokulu yeni bitirdim.
Ailem çalışmamı istiyor.
Israrla evde ne yapacak, akşama kadar oturacak mı?
Elinde bir mesleği olsun.
Okumadın bari adam ol diyorlar.
Bende çalışmak istemiyorum.
Tabii, bir gün eniştem gelir.
Sana iş buldum, der.
Sen oto kaportacı olacaksın, der ve beni ertesi gün işe götürür.
Hiç unutmam ve şöyle der,
“Ustam yeni çırağını getirdim.”
Eti senin, kemiği benim, der.
Ben işe başlarım tabii hiç bir şeyi bilmeyen,
Hayatı daha yeni yeni tanıyan bir çocuk olarak,
Benim hayat mücadelem o gün başlamıştır.
İşin zor ve yorucu olduğunu görüyorum.
Bu işi yapmak istemiyorum.
Aradan aylar geçiyor,
Ben işi bırakacağım yönünde kararımı verdim.
Bir gün ustama dedim ki; ben bu işi bırakacağım, yapmak istemiyorum, dedim.
Demez olaydım ve bana bir tokat attı.
İşi bırakamazsın, dedi.
Ben o tokadı yer yemez işi hemen bırakıp eve geldim.
Evdekilere işi bıraktığımı yapmak istemediğimi söyledim.
Tabii ailemde çok kızdı, bağırdı çağırdı.
Ben işe bir daha gitmedim.
Beni ailem ve eniştem bir meslek sahibi yapmaya karar vermişler.
Yana döne başka iş arıyorlar.
Bir gün eniştem yine gelir.
Sana yeni bir iş buldum.
Benim amcamın oğlu bayan kuaförü,
Seni onun yanına çırak olarak vereceğim, der.
Böylece, benim yeni iş hayatım başlar.
Artık ‘Bayan Kuaförü’ olmuşumdur.
O günden bugüne mesleğimi severek yapıyorum.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
TIPIŞ TIPIŞ
Görüntüle →