Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
10 Ocak 2013 - 22:12 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

İMAN VE İBADET

0 Okunma 0 Paylaşım
Allahü Teâlâ’nın biz insanlara lütfettiği sayısız nimetlerin en önemlilerinden biri şüphe ki, imandır. İman, insanın hem dünya hem de ahiret saadetini sağlayan çok değerli bir manevi sermayedir.             İslam dinin de imanın mühim özelliklerinden biri, kalbin derinliklerinde yerleşmesi, vicdanın onunla huzur bulmuş olmasıdır. İman, insan yapısında istediği zaman atacak bir fazlalık değildir. O, manevi varlığın temel taşıdır.             İnsan bütün yaratıkların efendisidir çünkü şuur sahibidir ve tek yaratıcı olan ulu Allah’ın aşkını taşımaktadır. İman nuruyla aydınlanmış kalp, Allahü Teâlâ’nın “bakış yeri” dir. Bundan ötürü, “Allah yapısı olan kalp, insan yapısı Kâbe’den üstündür” denilmiştir. Fakat şunu da unutmamak gerek ki, bütün bu şerefler Allah’a samimi kul olmaya bağlıdır.             Kıymetli okurlarım             Dinin yapısını oluşturan iki unsurdan biri iman ise, ikincisi de ibadettir. Müslümanlıkta ibadet, imanın belirtisi, dindarlığın ikinci şartıdır. İman Allah’ı tasdik etmektir, ibadet ise Allah’a kulluk etmektir. İbadet yapmadığı halde dindar olduğunu zanneden kimse, kendisini ve etrafındakileri aldatmaya çalışan kimsedir. İman, mübarek bir ağaç gibidir. Bu ağacın Allah’ın izniyle her mevsim verdiği meyveler, başkalarına iyilik ve merhamet gibi manevi meziyetlerdir. Bu üstün faziletler, davranışlarımıza şu üç şekilde akseder: 1-İçimizde bulunan inancı, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” kelime-i şahadeti ile ilan etmek. 2-Bu inancın kuvveti ile Allah’ın emirlerine sarılmak, yasaklarından kaçınmak ve bunu gizli, açık, şahsi ve umumi işlerde, ibadette, muamelelerde kısacası her yerde devam ettirmek. 3-Bu inancı yaymak, yani iyiyi, doğruyu yaptırmak, kötüden, yanlıştan sakındırmak.   İkinci ve üçüncü grupta bulunan hususlar, yapılması güç olan şeylerdir. Gerçekten Allah’ın emirlerine uymak ve bunları başkalarına da telkin etmek nefsimizin ve arzularımızın kolaylıkla kabul edeceği şeyler değildir. Çünkü nefislerine, arzularına ve bilhassa hırslarına mağlup olanların, bunların kumandasıyla hareket edenlerin yüceltildiği, Hakkın ölçüsü olarak kuvvetin kabul edildiği bir zamanda bu genel atmosferden sıyrılıp doğru yolda ilerlemek az bir gayretle başarılacak işlerden değildir. Doğrusu, fikir ve söz iffetinin bulunmadığı kelimelerin içine boş bir çuval gibi istenilen manaların yerleştirildiği ve “mızrak çuvala sığmaz” atasözüne rağmen gerçeklerin örtülmeye çalışıldığı bir yerde doğruya sahip çıkmak oldukça cesaret isteyen bir iştir. Fakat gerçek yol budur ve bizleri yaratan Hz. Allah’ın rızası bundadır. Peygamber Efendimi buyuruyorlar ki; “Gönül huzuruyla Allah’ı Rab, İslam’ı din ve Hz. Muhammet (s.a.v)’i Peygamber kabul eden kimse, imanın üstün zevkini tatmış demektir” Allah’ın hakiki birer kulu olalım. Kulluk vazifesinde bir noksanlık yapmadan beşer hayatını sürdürelim de İmanla bu âlemden ebedi âleme giden bir kul olalım. (İnşallah) 

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!