Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 21°C
Bizi Takip Edin
16 Şubat 2015 - 19:05 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

İBADETLERİMİZİN AMACI NE OLMALIDIR?

0 Okunma 0 Paylaşım

                İnsanların ibadete yaklaşımını üç şekilde değerlendirirler.

Köle ruhlu insanların ibadet anlayışı, tüccar ruhlu insanların ibadet anlayışı ve özgür ruhlu insanların ibadet anlayışı..

               Köle ruhlu insanlar, korku üzerine temellendirilmiş bir anlayışla ibadet ederler. Şu ibadeti yapmazsam şu kadar cezası var. Bunu yapmazsam bu kadar cezası var.

Bu kişiler ibadet yapmadıkları takdirde bu davranışlarının karşılığında alacakları cezadan korkarlar.

                Tüccar ruhlu kişilerin ibadet anlayışı ise, yaptıklarının karşılığında kazandığına inandıkları sevap üzerine oluşturulmuş bir anlayıştır.

                Özgür ruhlu insanların ibadet anlayışına gelince, onlar sırf Allah’ın razılığını ve hoşnutluğunu amaçlayan bir ibadet anlayışına sahiptirler. Bu anlayış sahiplerinin tek amacı Allah’a yaklaşmak , O’nun kendilerinden memnun olmasını sağlamak , kendilerini razı olduğu kullarının arasına dahil etmesini dilemek.

                Belki diyeceksiniz ki “Tamam da, bu ibadet anlayışları bizde neyi değiştirir. Asıl olan bir şekilde ibadet yapmıyor muyuz?”  İlk bakışta doğru gibi. Ancak şunu düşünmemiz gerekmez mi?  İbadetlerimizin asıl amacı nedir? Korktuklarımızdan emin olmak mı? Diğer insanlara, elde ettiğimize inandığımız sevaplarla fark atmak, öne geçmek mi? Yoksa Allah’ın memnun olmadığı tüm lüzumsuzluklardan, kötülüklerden ibadetler sayesinde arınarak, O’na doğru yaklaşmak, O’nun hoşnutluğunu, O’nun rızasını kazanmak ve en son Celalıyla müşerref olmak mı?

Alak suresinin son ayetinde Rabbim bu gerçeği bizlere şu iki kelime ile çok açık bir şekilde gösteriyor. “ Secde et ve (Rabbine )yaklaş”…

                Etrafımızdaki insanların ibadete yaklaşımı bir çoklarımızın dikkatini çekmiştir. Mesela ölen bir kardeşimiz için cenaze namazına durmak, dua etmek, yani  “Allah’ım bu kulunu affet. Ona mağfiret et. Hatalarını kusurlarını bağışla.” demek bizim bir Müslüman olarak temel bir görevimizdir. Kur’an bizden bir çok ayet aracılığı ile böyle davranmamızı istemektedir. Eğer biz bu olayı sırf, cenaze namazı kıldığımızda  elde edeceğimiz sevap noktasından değerlendirirsek, işte o zaman da şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor.

                “ Efendim dışarıda bir kardeşimizin cenazesi var . Sevabına nail olmak isteyen…”  dediğimizde onun için mağfiret dilemek yerine, alacağımız sevap üzerine bir yaklaşım sergilemiş oluyoruz. Hatta öyle ki farz olan öyle namazını caminin bahçesinde dikilmek suretiyle kılmıyor, kaçırdığımız sevabı cenaze namazından telafi ettiğimize inanıyoruz.

                Yine yapmış olduğumuz ibadetlerimiz bizleri “ mükemmel insan” olma noktasında Allah’a doğru yaklaştırmayıp, sadece kazandığımıza inandığımız sevap üzerine odaklandırırsa bu bizi bazı yanlışlardan da alıkoyamayacaktır. “ Şimdi bu günahı işlesem… Efendim,  daha sonra bir hacca giderim, bir umre yaparım. Yeniden doğmuş gibi tertemiz, günahsız olurum” tarzıyla Yaratana doğru yükselmek yerine, yerinde sayan bir kişiliğe sahip kılacaktır.

                Şunu ifade etmek istiyorum. Yapmış olduğumuz ibadetlerimiz, hangisi olursa olsun yapılış esnasında samimi bir şekilde dile getirdiğimiz hakikat ve isteklerimiz doğrultusunda bizi O’na doğru yüceltmeli, yaklaştırmalıdır. Biliyoruz ki doğru istikamete doğru atılan her adımın zerre ölçüsü miktarınca da olsa Allah katında bir sevap değeri vardır. Sevabı takdir edecek O’dur. Bize düşen “Secde et ve yaklaş” çağrısına uyup, yarın kulaklarımızın şu ilahi hitabı duyabilmesinin çabası ve gayreti içinde olmaktır.

                “Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!” (Fecr 27-30)

                Evet bu seslenişi bir düşünün… O’nun hoşnutluğunu kazanmışsınız. O’na yaklaşmışsınız.. Ve sizi seçkin kullarının arasında Cennetine davet ediyor….

                Gerçekten ne mutlu özgür ruhlu insan anlayışıyla ibadet edip O’nun hoşnutluğunu kazananlara….

 

 

 

 

 

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!