Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 21°C
Bizi Takip Edin
24 Kasım 2011 - 21:45 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

HİCRİ YILBAŞI MUHARREM-İ ŞERİF AYI

0 Okunma 0 Paylaşım
            Muharrem-i Şerîf ayı; içinde zuhûra gelen ulvî hâdiseler, vukû bulan ilâhî tecellîler ve islâmî bir tarih başlangıcı kabul edilmesi bakımından Müslümanlar arasında büyük bir ehemmiyet arzeder. Hicretin on altı veya onyedinci yılında toplanan İslâm şurâsında ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz. Ali (k.v.) Efendimiz’in nokta-i nazarı kabûl edilip, ilk İslâm muhacirlerinin Muharrem ayında hicret etmeleri sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul edildi. Hatta; Muharrem ayının İslâmiyetten öncesine uzanan bir şöhreti ve kıymeti de vardır. Denilebilir ki Muharrem ayı, bütün beşeriyet tarihinde yeri bulunan bir aydır.             Muharrem-i Şerîf ayı geldiğinde mü’minlerin birbirlerinin hicrî sene başısını tebrîk etmeleri ve yeni senenin kendileri ve tüm İslâm âlemi hakkında hayırlı olması için  Cenâb-ı Hak’ka duâ ve ilticâ etmeleri icâb eder. Ayrıca bu günlerde, fakirlere-yoksullara yardımda bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel görülmüştür ve çokca ecir ve mükâfâtının olduğu beyan edilmiştir.             Âşûrâ Günü’nün bu müstesna kıymeti sebebiyle Rasûlüllâh Efendimiz bu günde oruç tutar ve eshâbınada tavsiye ederlerdi. Bir Hadîs-i Şeriflerinde Rasûlüllâh Efendimiz meâlen: “Ramazan’dan sonra oruçların en faziletlisi, şehrullah olan Muharrem (ayında tutulan)dır. Farzlardan sonra namaz(lar)ın en faziletlisi gece namazıdır.” buyurmaktadırlar.             Abdullah ibn-i Abbas(r.a.) naklediyor: “ “Rasülüllah(s.a.v.)Efendimiz Âşûrâ günü oruç tuttu ve o günün orucunu tutmayı bizede emretti. Ashâb: “Ey Allâh’ın Rasûlü, o(Âşûrâ) Yahûdi ve Nasrânî’lerin büyük saydıkları bir gün değilmidir?” dediler. Rasûl-ü Ekrem Efendimiz: “Gelecek sene olduğunda -inşaallah- dokuzuncu günü (ile birlikte) oruç tutarız.” buyurdular. Ertesi sene(nin Muharrem ayı) gelmeden önce Rasûlüllâh Efendimiz vefat etti.”” İşte bu sebebledirki, Âşûrâ gününü tek başına değil, dokuzuncu günle beraber veya bu mümkün olmamış ise on birinci günle beraber tutulması tavsiye olunmaktadır.             Rasûlüllâh Efendimiz(s.a.v.) Ramazan orucundan sonra en fazla Âşûrâ orucuna ehemmiyet verirdi. Nâfile olarak yapılan ibadetlerin sevabı, on mislidir. Nafile olmasına rağmen Âşûrâ orucunun müstesnâ bir durumu vardır.  Peygamber(s.a.v.)Efendimiz bir Hadîs-i Şeriflerinde bu hususu şöyle izah buyurmaktadırlar: “Âşûrâ gününün orucu -Allâh’a karşı hüsn-ü zannım odur ki- bir önceki sene(de işlenen hata) yı örter.” Yine bu ay içinde; Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevâbı verileceği müjdelenmektedir. Âşûrâ gününde her mü’minin on kişiye birer selâm veya bir kişiye on selâm vermesi tavsiye edilmektedir. Bu günde gusül abdesti alan kimsenin sene boyunca ufak tefek hastalıklardan berî olacağı ve o gün çoluk ve çocuğunun nafakasını geniş tutması halinde ecir ve berekete vesîle olacağı beyan edilmektedir. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bir Hadîs-i Şeriflerinde meâlen: “Kim âile efrâdına Âşûrâ günü(nün nafakasını) geniş tutarsa Allah’da ona senenin tamamında genişlik verir.” buyurmaktadırlar.   Bu günlere îcâb eden itinayı göstermeli ve sünnet müessesesini ayakta tutmaya çalışarak Mevlâmız’ın rızâsına nâil olabilmenin gayreti içerisinde olmalıyız. Hicri yılbaşının tüm islam alemi için birlik ve beraberlik içerisinde huzurlara vesile olmasını dilerim.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!