Yüzyılın Sinsi Hastalıkları Diyabet ve Obezite-Sağlıklı Beslenme Yolları
Yüzyılın Sinsi Hastalıkları Diyabet ve Obezite-Sağlıklı Beslenme Yolları
Aslında bu yazımı epeydir hazırlamayı düşünüyordum ama malum FDA'deki iş yoğunluğundan ancak tamamlamaya fırsat bulabildim. Birde İngilizce klavyesi olan bir laptopta Türkçe karakterlerle yazı yazmanının sıkıntısını ancak benim gibi teknoloji yoksunu biri anlar sanıyorum. Velhasıl bu yazımız yaklaşan Ramazan bayramı arefesine gelmiş oldu. Belki bunda da bir hayır vardır okuyuculara özellikle 1 aydır hapsetiğimiz midelerimizi bayram sonrası nasıl dikkat etmeliyiz özellikle insulin direnci ve diyabet başlangıcı olan okuyucularımız için umarım yönlendirici bir yazı olmasını temennisiyle yazımıza başlayalım inşaAllah.
Tekrar herkese karşı yakadan gurbetten ABD’den tekrar selamlar. Bu ayki yazımı uzun zamandır benimde araştırma alanlarından olan metaboloik hastalıklara özellikle Tip-2 Diyabet Mellitus (T2DM) adıyla anıla anılan diyabet ve iştah hormonlarının dengesizliğinden dolayı kaynaklanan bir metabolik hastalık obezite hakkında biraz bahsetmek ve siz okurseverlere bir farkındalık oluşturmak niyetindeyim. Gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin son 40 yılına bakıldığında yukarıda bahsettiğimiz metabolik hastalıklardaki artış ciddi seviyelere ulaştı maalesef. Özellikle teknolojinin gelişmesi, artık her şeyi uzaktan kumanda ile hallettiğimiz gıdaya erişimin bile artık bir tıkla halledildiği, özellikle prosese uğramış gıdaların çok tüketildiği son yıllarda üstüne de ciddi perhiz yapılamaması ve egzersiz alışkanlıklarının olmaması insanları ciddi hastalıklara maruz bıraktı. Bu konuda ülkemiz Avrupa ülkelerinde başı çektiğini üzülerek söylemem gerekiyor. Yıllar önce sanırım 2018 yılında obezite ile ilgili yaptığım bir sunumdan tek bir slayt kopyalamak istiyorum. Türkiye'nin obezite oranının o yıllarda 33.1% ile Avrupa'da bir numara olduğu simsiyah renginden belli oluyor. Bu oranın şu anda yüzde 40’ın üstüne çıktığı hatta 2030 yılında 50% civarlarında olacağı söyleniyor. Buda sokakta gördüğümüz iki kişiden birinin yüksek kilolu, obez ve diyabet hasatlığına meyilli olduğuna işarettir. Rakamların daha da artacağını öngörebiliriz.

Avrupa seyahatlerimde özellikle metropolitan şehirlerde metro ve bisiklet kullanımı oldukça had safhada belki ülkemizde de böyle bir seferberlik başlatmak sağlıklı olabilir. Çünkü diyabet hastalığını ben sinsi öldürücü (İngilizce tabiriyle “Silent Killers”) olarak algılıyorum. Çünkü eğer rutin kan değerlerinizi çok sık kontrol ettirmiyorsanız ki bu alışkanlık bizde maalesef yok diyabet olduğunuz öğrendiğinizde artık belki çok gecikmiş oluyorsunuz ve belki doktorunuzun tavsiyesiyle İnsulin iğnesine başlıyorsunuz. Son yıllarda diyabet hastalığının özellikle kan testinin geç yapılması ve doğrudan sentetik insülin kullanılmasına başlanmasıyla ciddi kalp krizine sebep olduğu ile ilgili yayınlarda görmeye başladığımızı ifade etmek isterim.
Bunun yanında son yıllarda hem diaybet olanlarda veya kilo vermek isteyenlerin çok kullandığı zayıflama iğnelerinde biraz bahsedelim. Yalnız bu ilaçların uzun vadede vücutta ne gibi hasarlar oluşturabileceği bilim dünyasında tartışılır olmaya başladı. Şimdi müsadenizle biraz bu ilaçlardan bahsedelim isterseniz.

Başlıca kilo verme enjeksiyonları semaglutid (Wegovy), liraglutid (Saxenda), tirzepatid (Zepbound) ve setmelanotiddir (Imcivree). Wegovy ve Zepbound haftada bir kez alınırken, Saxenda günlük enjeksiyondur. Imcivree ise obezitenin spesifik, nadir görülen genetik nedenleri için ayrılmıştır. Diyabet kilo verme ilaçları arasında semaglutid (Ozempic/Wegovy, Rybelsus) ve liraglutid (Saxenda, Victoza) gibi GLP-1 agonistleri ve tirzepatid (Mounjaro, Zepbound) gibi çift GIP/GLP-1 agonistleri bulunur. Bu ilaçlar, hormonları taklit ederek, tokluk hissini artırmak için sindirimi yavaşlatarak ve iştah sinyallerini yöneterek kan şekerini kontrol etmeye yardımcı olur. Diğer seçenekler arasında, hafif kilo kaybına neden olabilen metformin (Glucophage) ve orlistat (Xenical) gibi eski ilaçlar bulunur.
GLP-1 Agonistleri: (tek hormon) Semaglutid
Ozempic: (diyabet enjeksiyonu)
Wegovy: (özellikle kilo kaybı için enjeksiyon, Ozempic'ten daha yüksek doz)
Rybelsus: (diyabet için ağızdan alınan hap)
Liraglutid
Saxenda: (kilo kaybı için enjeksiyon)
Victoza: (diyabet için günlük enjeksiyon, kilo kaybına yol açabilir)
GIP/GLP-1 Çift Agonistleri (çift hormon)
Tirzepatid:
Mounjaro: (diyabet enjeksiyonu şu an en popüler olanı sanırım bu ilaç)
Zepbound: (özellikle kilo kaybı için enjeksiyon)
Bu ilaçlar, glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) ve bazen glikoza bağımlı insülinotropik polipeptid (GIP) gibi doğal hormonların etkisini taklit eder. Yemeklerden sonra insülin salınımını artırarak kan şekerinin kontrol edilmesine yardımcı olurlar. Ayrıca midenin boşalmasını yavaşlatır ve açlık sinyallerini etkileyerek daha uzun süre tok hissetmenize ve daha az yemenize yardımcı olurlar. Bu ilaçlar etkili olsa da, bırakılmaları iştah değişikliklerini ve kilo kaybını tersine çevirebilir. Genellikle sağlıklı bir beslenme ve düzenli egzersiz içeren kapsamlı bir tedavi planının parçası olarak reçete edilirler. Olası yan etkiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal ve kabızlık bulunabilir. Özel ihtiyaçlarınıza en uygun tedaviyi belirlemek için daima bir sağlık uzmanına danışmanız gerekmektedir.

Burada önemli olan bir konu da bu ilaçların alınmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmanızdır. Bu enjeksiyonların sizin için iyi bir seçenek olup olmadığını doktorunuzla görüşün; çünkü kalp atış hızında artış, pankreatit, safra kesesi hastalığı ve intihar düşünceleri gibi potansiyel ciddi yan etkileri olabilir. Kilo ile ilgili rahatsızlıklardan dolayı bu ilaçlar, yüksek tansiyon veya tip 2 diyabet gibi kilo ile ilgili bir sağlık sorunu olan obezite veya aşırı kilolu kişiler için bir seçenek olabilir ama ciddi takip edilmesi gereklidir.
Bunun yanında obezitenin ileriki yaşlarda Alzheimer gibi demans benzeri hastalıkları da tetiklediği sağlık uzmanları tarafından belirtilmektedir. Özellikle zayıflayacağım diye bu iğnelerin bilinçsiz kullanılmasından kaçınılmalıdır. En iyisi gıda yoluyla vücudumuza aldığımız enerjiyi kontrollü almak ve aldığımız enerjiyi sağlıklı bir şekilde yaşımıza göre abartmadan vermeye çalışmaktır. Bu 30-60dk arası hafif tempolu yürüyüş, yüzme vs gibi agresif spor yapmadan bile başarılabilecek bir şeydir. Bilimsel çalışmalar diyabet hastalarının düzenli günlük veya gün aşırı düzenli ritmik yürüyüş yapan diyabet hastalarının kan şekerinde ciddi düşüşler olduğunu göstermektedir. Yani fazla ilaca veya başka tedavi araçlarına fazla yönelmeden önce “Enerji İn = Enerji Out” dengesine dikkat edersek yani aldığımız gıdaları kararlı abartmadan alıp ve yine kararında egzersiz yoluyla vermeye çalışırsak belki ömrümüze 5-10 yıl ilave etmiş olabiliriz. Tabi ki mecbur kaldığımızda doktor kontrolüyle bu ilaçları almamız gerekiyorsa alacağız ama ülkemizde hepimiz biliyoruz ki ciddi bir yanlış ve bilgisiz bşr ilaç tüketme alışkanlığımız var maalesef bununda önüne geçmemiz gerekiyor. Şon yıllarda İlaç Takip Sistemi (İTS) ve E-Nabız dijital sağlık sistemimizde devrim niteliğinde yapılan çalışmalar bu kontrolün daha sağlıklı olmasını vesile olmuştur.
Peki nasıl beslenmeliyiz? Aslında bu sorunun cevabını biliyoruz ama uygulayamıyoruz. Genetik bozukluklar haricinde olanlar dışında Obezitenin 500 yıl önce mevcut olabileceğini pek düşünemiyorum. Teknolojinin de ilerlemesiyle maalesef biz daha tembel olduk her şeyi uzaktan kumanda ile halleder olduk. Eski insanımız bahçede ne yetiştiriyorsa veya av hayvanı olarak ne yakalayabiliyorsa onları tüketirdi. Dolayısıyla bu türlü fazla kilolu olmak zaten mümkün gözükmüyordu. Ama son yüzyılda paket gıdalarını artışı koruma amaçlı olarak iyi gözükse de bunların çok tüketimi sağlımızı tehdid etmeye başladı ve aşırı kilolu obezite ve diyabet gibi metabolik hastalıkların sayısının eksponansiyel şekilde artmasına neden oldu. Özellikle doymuş (satüre) yağları alırken dikkat etmemiz gerekiyor. Omega-3 ve Omega-6 yağlarını doğru kaynaklardan almamız, aşırı karbohidrat tüketimine dikkat emmemiz bizi daha sağlıklı yapacaktır zaten. Aslında Mediternian Diyet adındaki zeytinyağı bol olan olan ve karbohidrat oranı düşük, sebze ve meyve oranının daha yüksek olduğu, kırmızı eti biraz azaltıp balık tüketiminini arttıran bir diyeti tercih edersek belki yaklaşmakta olan tehlikeyi tersine çevirebiliriz.Şimdiden yaklaşmakta olan Ramazan Bayramınızı içtenlikle kutluyor sağlık, esenlik ve huzur dolu bir ömür diliyorum. Bir daha sağlık alanındaki yazımıza kadar hoşça kalın.
Prof. Dr. Mustafa GÜZEL
Kaynak: Yüzyılın Sinsi Hastalıkları Diyabet ve Obezite-Sağlıklı Beslenme Yolları
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.