KUMAR AFETTİR

(İHA) - İhlas Haber Ajansı | 02.08.2012 - 22:54, Güncelleme: 30.10.2020 - 19:15 8032+ kez okundu.
 

KUMAR AFETTİR

Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak kumardır. Adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve ortak bahis kumardır. Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yok edip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında onulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü İslâm dininde haram kılınmıştır. Baştanbaşa kul hakkının ihlali olan kumarın özendirilmesi nispetinde, toplumun temel yapısı da hızla çökecektir. Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa hırsızlık yapmaktır. Kumar, sosyal bir belâdır. Tüm dinlerin şiddetle yasakladığı kumarın milyonlarca aileyi perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği tahrik ile geceler boyu kumar masalarından ayrılmayan, rüyalarında bile onu sayıklayan insanlar bu yolda sıhhatlerini, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini kaybederek giderek insanlıktan uzaklaşmaktadır. Arada bir yaşanan kazanma keyfi bu kişilerde sıfırı tüketme yolunda alınmış enerji gibidir. Birçok insan kumar sonucu psikolojik ve psikiyatrik sarsıntılar geçirmekte özel hastanelerde tedavi görmek mecburiyetinde kalmaktadır. Psikiyatride bu kişiler, patolojik, sosyal, profesyonel, suçlu ve sorunlu kumarbazlar olarak ayrı başlıklar altında incelenmektedir. Bazı dolar milyoneri insanlar ise yaşadıkları manevi buhran ve sıkıntıları “kollu canavarlarla” boğuşarak atabileceğini sanmakta, sonunda servetlerini kaybederek daha büyük sıkıntılar içine düşmektedir. Kumarda kaybedilen her kuruşta yetimin, yoksulun, çaresizin, zorda kalmışın, hastaların hakları vardır. Kazanılan kesinlikle haramdır ve hayır işlerinde kullanılması kesinlikle mümkün değildir. Çünkü çok bilindiği gibi sokak süpürgesiyle ev temizlemek ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın mümkün değildir. Kumar, çalışmayı değil tembelliği, helal kazancı değil köşe dönücülüğü körükler. Piyangoculuk ve bir anda zengin olmak duygusu zenginlere karşı haset duygusunu da tahrik ettiğinden kişinin haline razı olabilmesi giderek imkânsızlaşır. Kumar beraberinde içki, hırs, hırsızlık, yalan, cinayet, zina gibi günahları getirir. Kumar önce aile hayatını mahvetmektedir. Evde bir şey kalmayınca çamaşır makinesini, buzdolabını yüklenip satarak kumar oynamaya devam etmek isteyen insanların hikâyelerini çok duymuşuzdur. Kumar yüzünden borçlanan insanlar namusunu, dinini ve her türlü milli menfaatlerini çok kolay elden çıkarabilirler. Her türlü zar, oyun kâğıtları, piyango, spor-toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumar kapsamına girmektedir. Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. Sonra ufak ufak iddialara, bahislere girilir ve ardından çok rahat parasına, arabasına, evine, hatta en sonunda pantolonuna varıncaya kadar riske edilerek oyunlar oynanmaya başlanır. İnsan, kazandıkça, kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını telafi etmek için oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence gözü ile baktıkları unutulmamalıdır. Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilârdo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur. Hz. Peygamber’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır. "Canım boş boş yatacağımıza vakit öldürmek için oynuyoruz." sözlerindeki "vakit öldürmek" İslam'ın asla kabul edemeyeceği ve Müslüman'a yakıştıramayacağı davranışlardandır. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Tavla oynayan, Allah’a ve Rasûlüne âsî olmuştur.” (Ebû Dâvud, Edeb, 56; İbnMâce, Edeb, 43) İslâm hukukçularının çoğunluğu bu hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. İskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir. Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın sadece dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanabilen oyunların da mubah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür: Oyun; A. Namazın geçmesine veya gecikmesine yol açmamalı, B. Hiçbir maddi menfaat ya da zarar vermemeli, C. Oyun sırasında dilini kötü ve boş sözlerden korumalı, D. Normal dinlenme ve eğlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalıdır.

Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak kumardır. Adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve ortak bahis kumardır.

Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yok edip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında onulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü İslâm dininde haram kılınmıştır.

Baştanbaşa kul hakkının ihlali olan kumarın özendirilmesi nispetinde, toplumun temel yapısı da hızla çökecektir. Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa hırsızlık yapmaktır. Kumar, sosyal bir belâdır. Tüm dinlerin şiddetle yasakladığı kumarın milyonlarca aileyi perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği tahrik ile geceler boyu kumar masalarından ayrılmayan, rüyalarında bile onu sayıklayan insanlar bu yolda sıhhatlerini, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini kaybederek giderek insanlıktan uzaklaşmaktadır. Arada bir yaşanan kazanma keyfi bu kişilerde sıfırı tüketme yolunda alınmış enerji gibidir.

Birçok insan kumar sonucu psikolojik ve psikiyatrik sarsıntılar geçirmekte özel hastanelerde tedavi görmek mecburiyetinde kalmaktadır.

Psikiyatride bu kişiler, patolojik, sosyal, profesyonel, suçlu ve sorunlu kumarbazlar olarak ayrı başlıklar altında incelenmektedir. Bazı dolar milyoneri insanlar ise yaşadıkları manevi buhran ve sıkıntıları “kollu canavarlarla” boğuşarak atabileceğini sanmakta, sonunda servetlerini kaybederek daha büyük sıkıntılar içine düşmektedir. Kumarda kaybedilen her kuruşta yetimin, yoksulun, çaresizin, zorda kalmışın, hastaların hakları vardır. Kazanılan kesinlikle haramdır ve hayır işlerinde kullanılması kesinlikle mümkün değildir. Çünkü çok bilindiği gibi sokak süpürgesiyle ev temizlemek ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın mümkün değildir. Kumar, çalışmayı değil tembelliği, helal kazancı değil köşe dönücülüğü körükler. Piyangoculuk ve bir anda zengin olmak duygusu zenginlere karşı haset duygusunu da tahrik ettiğinden kişinin haline razı olabilmesi giderek imkânsızlaşır.

Kumar beraberinde içki, hırs, hırsızlık, yalan, cinayet, zina gibi günahları getirir. Kumar önce aile hayatını mahvetmektedir. Evde bir şey kalmayınca çamaşır makinesini, buzdolabını yüklenip satarak kumar oynamaya devam etmek isteyen insanların hikâyelerini çok duymuşuzdur. Kumar yüzünden borçlanan insanlar namusunu, dinini ve her türlü milli menfaatlerini çok kolay elden çıkarabilirler.

Her türlü zar, oyun kâğıtları, piyango, spor-toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumar kapsamına girmektedir.

Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. Sonra ufak ufak iddialara, bahislere girilir ve ardından çok rahat parasına, arabasına, evine, hatta en sonunda pantolonuna varıncaya kadar riske edilerek oyunlar oynanmaya başlanır.

İnsan, kazandıkça, kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını telafi etmek için oynar.

Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence gözü ile baktıkları unutulmamalıdır. Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilârdo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur.

Hz. Peygamber’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır. "Canım boş boş yatacağımıza vakit öldürmek için oynuyoruz." sözlerindeki "vakit öldürmek" İslam'ın asla kabul edemeyeceği ve Müslüman'a yakıştıramayacağı davranışlardandır. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Tavla oynayan, Allah’a ve Rasûlüne âsî olmuştur.” (Ebû Dâvud, Edeb, 56; İbnMâce, Edeb, 43)

İslâm hukukçularının çoğunluğu bu hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. İskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir.

Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın sadece dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanabilen oyunların da mubah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür:

Oyun;

A. Namazın geçmesine veya gecikmesine yol açmamalı,

B. Hiçbir maddi menfaat ya da zarar vermemeli,

C. Oyun sırasında dilini kötü ve boş sözlerden korumalı,

D. Normal dinlenme ve eğlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalıdır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.