23 Haziran 2016 - 17:46 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
DÜNYA HAYATI İLE ÂHİRET HAYATI,...
DÜNYA HAYATI İLE ÂHİRET HAYATI ARASINDA BİR KÖPRÜ MESÂBESİNDE OLAN KABİR
HAYATI VE KABİR SUÂLİ
İnsan için takdir olunan ömür sermayesi
tükenip sayılı nefesler nihâyete erdiği zaman o kimse dünyada iken yaptığı iyi
veya kötü ameller ile tenvîr veya tahrip ettiği kabrine defnolunmaktadır. İşte
dünya hayatının nihâyete erdiği andan itibaren kıyametin koptuğu ana kadar olan
bu merhaleye kabir hayatı denir.
Kabirden içeri adım atılınca, arkada bıraktığımız dünya hayatında nasıl bir
inanç sahibi olduğumuzdan ve ömrümüzü ne gibi işlerle tamamladığımızdan Münker
ve Nekir isimli iki melek tarafından süâle tabi tutulacağız ki bu suallerde kabir suali adı verilir.
Kabir süâlinin ve azâb veya mükâfatının hak olduğuna dair
birçok hadîs-i şerîf mevcuttur. Bu hususla alâkalı olarak Peygamberimiz
Efendimiz (sav)’in bir hadîs-i şerîflerinde şöyle beyan edilmektedir: “Hz.Âişe(ra)
Validemiz buyurdu ki: “Bana bir yahûdi kadın geldi, kabir azâbından
bahsetti. Allah seni kabir azabından korusun dedim. Sonra Resûlüllah’a (sav)
kabir azabını sordum. O’da: “Kabir azâbı haktır” buyurdu. Ondan sonra her
namazda Resûlüllah’ın kabir azâbından Allah’a sığındığını gördüm.” Diğer bir
hadîs-i şeriflerinde de Resûlüllah Efendimiz(sav): “Mü’min kabrine konulunca
bir melek gelir ve şöyle sorar: “Kime kulluk ediyordun?” Allah(cc) ona cevab
vermesinde yardım eder. O mü’min şöyle cevab verir: “Allah’a kulluk ediyordum.”
Melek tekrar: “Bu zât (yani Peygamber Efendimiz(sav)) hakkında ne
diyordun?” O Mü’min: “O Allah’ın kulu ve Rasûlüdür.” der. Artık ona başka bir
şey sorulmaz. Cehennemdeki yerine götürülür ve: “Burası senindi. Fakat
Allah(cc) seni ondan kurtardı. Onun yerine sana Cennette bir yer verdi.”
denilir. Cennetteki yerini görünce: “Beni bırakında gidip aileme müjde
vereyim.” deyince: “Burada kal.” denilir.” Kâfir veya münâfık mezarına
konulunca bir melek gelir ve azarlayarak: “Neye kulluk ediyordun?” diye sorar.
Oda: “Bilmiyorum.” der. Melek: “Bilemeyesin, söyleyemeyesin.” der ve (Fahr-i Kâinât
Efendimiz işaret edilerek): “Şu zât hakkında ne diyordun? diye sorar. O kâfir
de: “İnsanların dediği gibi derdim.” deyince: “Ona ... öyle bir vuruş vurulur
ki, insanlar ve cinlerden başka bütün mahlûkat onun feryâdını duyar.”
buyurmaktadırlar.
Kıymetli okurlarım
Dünya
hayatında yapacağımız her iyi ve salih amel -Rabbimizin lütuf ve rahmeti ile-
kabir azabımızın hafiflemesine veya hiç azab görmememize sebeb olurken, tam
aksine işlediğimiz her kötü ve çirkin amelde kabir azâbı görmemize sebeb
olacaktır. Kabir azâbının şiddetli olmasına sebeb teşkil eden birçok husus
olmakla beraber, bilhâssa şu iki husûsun daha çok sebep olacağı birçok hadîs-i
şerifte de beyan edilmektedir. Bunlardan birincisi bevilden sakınmamak,
ikincisi gıybet ve koğuculuk yapmak. Peygamber Efendimiz(sav) bir hadîs-i
şeriflerinde meâlen: “Bevilden kaçınınız. Çünkü kabir azâbının ekserisi
bevildendir.” buyurmaktadırlar. Diğer bir hadîs-i şerîfte de şöyle beyan
edilmektedir. Ebû Hüreyre(ra) der ki: “Resûlüllah(sav) ile birlikte yürüyorduk.
İki kabrin yanına varınca durdu. Bizde durduk. Birden değişti. Öyleki
gömleğinin kolu titredi. Bunun üzerine: “Sana ne oldu Ey Allah’ın Resûlü” dedik.
O’da: “Benim duyduğumu duymuyor musunuz?” buyurdu. Bizde:
“Ey Allah’ın peygamberi! Ne oldu?” diye sorduk. Resûlüllah: “Bu iki adam
kabirlerinde küçük bir hatadan dolayı şiddetli azâb görüyorlar.” diye cevab
verdi. Biz: “Nedir o?” dedik. O’da: “Birisi idrardan kaçınmazdı. Diğeri ise
diliyle insanları incitir ve onların arasında koğuculuk yapardı.” dedi ve iki
hurma dalı isteyerek her mezara birer tane dikti. Biz: “Bunun onlara faydası
olur mu?” diye sorduk. O’da: “Evet, yeşil kaldıkça onların azâbını hafifletir.”
buyurdular.” Bu bakımdan kabirler üzerine yeşil bitki, husûsiyle de ağaç dikmek
sünnettir ve kabir ehline menfaatlidir.
Mü’min bir kimsenin Allâh’ın lütuf ve keremi ile başta
Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) şefaati olmak üzere Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine
şefaat selahiyeti verdiği dostlarının şefaatleri, himmet ve teveccühleri
sayesinde hiç kabir süâli ve azâbı görmemesi veya o suallere çok kolay bir
şekilde cevap verebilmesi de mümkündür. Nitekim sahib-i tasarruf ve irşad olan
evliyaullahtan bir tanesine, evlatlarından bir tanesi kabir süalinden, Münker
ve Nekir’den çok korktuğunu ifade ettiğinde,
O büyük zat: “Evladım niçin korkuyorsun. Sen kabirde münker nekire cevab
verirken senin arkanda olacağım ve iki elim omuzlarında olacak. O süallere senin
yerine ben cevab vereceğim” buyurur.
Rabbimizin bir fırsat olarak bize bahşettiği dünyâ
hayatımızı en güzel şekli ile değerlendirmeye, ömrümüzü Cenâb-ı Hakk’ın
rızasına muvafık bir şekilde tamamlamaya gayret etmek ve bilhâssa Hadis-i
Şerifte de dikkatimizin celbedildiği bevilden ve gıybetten, dolayısıyla da
insanlar arasında fitnenin uyanmasına sebep olmaktan azamî derecede kaçınmak
icab eder. Bütün bunlarla beraber, piranımızın himmet ve teveccühlerine bizleri
mazhar kılacak olan hizmet, gayret ve itaatten de hiç ayrılmamak ve onlara
sımsıkı sarılmak icab eder.
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir

TBB’den Bulancak Belediyesine ekskavatör hibesi

Başkan Fuat Köse dolmuşçu esnafıyla kahvaltıda buluştu

CHP Giresun İl Başkanlığının kapıları yeniden açılıyor

Giresun’da ayak tenisi şöleni şampiyonlukla tamamlandı

Giresun’da Mobil Kanser Tarama hizmeti Çanakçı’da sürüyor
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Giresun’da tarihi gün! Hekim Tower’ın temeli atılıyor



