18 Temmuz 2013 - 23:51 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
DİLİMİZİ MUHAFAZA EDELİM
İnsan vücudunda hem iyiliğin hem de kötülüğün vasıtası olabilecek alet vardır. O da dildir. Onu iyilikte kullanmak ve kem sözden korumak, dinimizin emirlerindendir.
Kalbde birikmiş ve mayalanmış sözler, dil ile ifade edilir. Dil, kalbin tercümanıdır.
İmanın ikrarına ve dinin ihyasına vasıta olan dil, bu hizmetlerin aksi olan küfre ve dinin ifnasına da alet olabilir.
Dil, verdiği bu emirle iki orduyu harbe tutuşturur. Bir dur kumandası ile ateşi kestirir.
Vücut iklimindeki kalb sultanının ıslahı ve iyi niyetlerle bezenmesi, dilin iyileşmesine sebeb olur. Aksi halde dili düzeltmek mümkün olmaz.
İyi sözleri konuşmak, kalbin islahı ve fikrin düzelmesiyle mümkün hale gelir. Resulüllah Efendimiz şöyle buyurmaktadır.
Cesette bir et parçası vardır. O, iyileştirilirse cesedin tamamı ıslah edilmiş olur. O bozulduğu vakit vücudun tamamı bozulur. Dikkat edin o, kalbdir. Bu hadis-i şerif, dinin ıslahının, kalbin iyileşmesine bağlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Dinin süzgecinden geçmeyen sözler, fena laf veya malayani konuşmalar adını alır. İnsan, aklına ve ağzına geleni değil, faydası olan sözü konuşmalıdır. Bunun içindir ki Resulüllah Efendimiz şöyle buyurmaktadır.
Allaha ve ahiret gününe inanan, hayır söylesin veya sussun.
Konuşma gümüş kadar kıymetli olsa bile sükutla altınlaştırılmalıdır. Zira kemal ehli kemalatını sükut ile bulmuşlardır. Kemalatı, kem sözlere alet olan bir dil sahibi kazanamaz. İmanın nuru, kötü söz ve hareketleri terk etmekle kemale erebilir. Bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır:
“Kul, dilini (bazı) konuşmalardan koruyasıya kadar imanın hakikatine (kemaline) ulaşamaz.
Dil, konuşmak için yaratılmıştır. Fakat lüzumlu ve faydalı olanı konuşmak ve sözünü yerli yerinde sarfetmek gerekir.
Ya söyle sözü, güher nisar et;
Ya samtü sükutu ihtiyar et.
Faydası olmayan konuşmalar da insanın zararınadır. Değil mi ki faydasızdır, o halde zararlıdır. Biri nasrettin hoca merhum’a “bir tepsi baklava gidiyor” demiş. Hoca merhum: “bana ne!” demiş. O kimse: “fakat sizin eve gidiyor “deyince Hoca: “Sana ne” cevabını vermiş. Öyle ya faydasız sözden bana ve sana ne fayda vardır? Resulüllah Efendimiz buyuruyor ki:
“Kim çok konuşursa hatası çok olur. Hatası çok olanın günahı çoğalır. Günahı çok olana ateş daha elverişlidir.
Yine başka bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:
“Dillerinizin yalan yere vasıflandıra geldiği şeyler için “şu helaldir, bu haramdır” demeyin. Çünkü (Bu suretle ) Allah’a karşı yalana düşmüş olursunuz. Allah’a yalan düşenler ise, şüphe yok ki asla felah bulamazlar.
Siz ço kıymetli okurlarım!
Kalb, sözlerin hazinesi; ağız kilidi ve dil anahtarıdır. Dil, kilidi açmazsa kalbdeki kötülükler meydana dökülmez. Âlemlerin Fahri Ebedisi buyuruyor ki:
“Kim öfkesini kovarsa Allah ondan azabı kaldırır. Kim dilini (kötü sözden) korursa, Allah da onun ayıbını örter”
Dilin öyle cürümleri olur ki, cirmi ile kıyas edilemez.
Mızrakların açtığı yara, iyileşebilir. Fakat dilin yarasına çare bulunamaz. “Âdemoğlunun hatasının çoğu, dilinden (gelmekte)dir.”
İmanı söndüren küfür lafızları, dilin en büyük zararı değil midir?
İnsanın kalbine nifak tohumunu saçan yalancılık ve verdiği sözde durmamak dilin hatası değil midir?
Mahkeme huzurunda haklıyı haksız çıkaran yalan şahitliği dilin suçu değil midir?
Ölmüş kardeşinin kokmuş etini didiklemeye eş tutulan gıybet insanların arasını açmak için birinden söz alıp diğerine götürmek dilin belası değil midir?
İnsan, ağzından içeri giden lokmayı nasıl kontrol ederse, aynen konuşacağı sözleri süzgeçten geçirmelidir. Allahü Teala gözü çift, kulağı çift yaratmış, fakat dili tek olarak halk etmiştir. Bunun hikmeti iki defa bakıp iki defa dinleyip sonra bir sözü konuşmamız içindir.
Allahu Tealanın ihsan buyurduğu bu dil ile pek çok hayırlı işler yapılabilir.
Her harfine on sevap verilen Kur’an okumak, Rasulüllah Efendimize salat okuyup, selam göndermek, Allah’ın adını zikr ederek feyz almak ve hatalarımıza tevbe etmek,
Çocuklarımıza iman ve islamı, din kardeşlerimize ahlak ve fazileti öğretmek gibi
Hazreti İsa buyurmuştur ki:
Allah’ın adı anılmadan yapılan her konuşma boştur. Tefekkürsüz her sükut gaflettir. İbreti olmayan her bakış faydasızdır.
Akıllı insanın dili kalbinin ardındadır. Konuşmak dilediği vakit kalbine müracaat eder. Eğer söz onun lehine ise söyler, şayet lehine değil ise kalb dili tutarak konuşturmaz.
Cahilin dili ise kalbinin yanındadır. Ağzına geleni kalbine danışmadan konuşur.
Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyorlar;
Bir kimsenin faydasız konuşmayı terk etmesi kişinin İslami (vazifeleri)’nin güzelliğindendir.
İnsanın süsü, üz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.
Akıllı insan, düşündüğü her şeyi söylemez; ama söyleyeceği her şeyi, düşünerek söyler. Rabbim bizleri hele de bu ayda her türlü gaflete düşmekten muhafaza buyursun.
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir

TBB’den Bulancak Belediyesine ekskavatör hibesi

CHP Giresun İl Başkanlığının kapıları yeniden açılıyor

Piraziz’de Yağmur Suyu Hattı Çalışmaları Sürüyor

Sardes’te 2 bin 500 yıllık heykel gün yüzüne çıkarıldı

Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



