05 Ekim 2015 - 18:07 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
ÇOCUKLARIMIZI ....
ÇOCUKLARIMIZI OKUMAYA NASIL TEŞVİK ETMELİYİZ? Zaman zaman öğrenci velileri
çocuklarının ders çalışmaları için sözlü telkin ve uyarılarda bulunduklarını
ifade ederler. Bu hususu o kadar önemserler ki, “ Ben çocuğuma sürekli ders
çalışmasını söylüyorum, televizyon izletmemeye çalışıyorum, telefondan uzak
tutuyorum, evden dışarı çıkarmıyorum”
şeklindeki ifadeleri arka arkaya sıralarlar.
Kendilerine göre, çocuklarının
eğitim ve öğretimi noktasında ellerinden gelen her türlü telkin ve destekte
bulunduklarını ifade ederler…
Akşam baba eve gelip televizyonunun
kumandasına el koyduğunda ya da anne ekranı sahiplendiğinde çocuklarda kendilerine
eşlik etmeye kalktığı zaman… İşte o
zaman tepki ve telkinlerini en keskin
şekilde ortaya koyarlar. Ama etkisi ve tesiri olmayan uyarılardır.
İnsanın - ister büyük olsun ister
küçük- kendilerine yönelik olan sözlerin doğruluğunu önce söyleyen kişiler
üzerinde test ederler. “Oğlum asla yalan konuşma” dediğinde çocuk önce babasının ya da annesinin
yalan konuşup konuşmadığını sorgular. “Kitap oku” dediğinde önce kitap
okumasını isteyenin kitap okuyup okumadığına bakar.
İnsan, karşısındakinin güzel davranışlarını
ise kendi kişiliğinde arar. “Keşke bende onun gibi olabilsem, onun gibi davranabilsem,
onun gibi çalışabilsem…”
Oysa
gerçekten kitap okuması istenilen çocukların yanında akşamları şu kadar zaman
kitap okuyan bir baba veya anne çocuklarına daha gerçekçi bir dille telkinde
bulunmuş olur. Çocuğun dünyasında “bizim evde derslerle ilgilenmek çok önemli,
veya kitapla haşır neşir olmak, kitap okumak evde herkesin önemsediği ciddi bir
iş” olduğu düşüncesi onu bu yöne doğru
teşvik edici bir davranıştır.
Çocuklarımızın öğrenmeye ilgi ve
alakalarını artırabilmek, onları bu noktada teşvik edebilmek için bir çok
yollar bula biliriz.
Bir gün benden epeyce büyük
amcaoğluna “ Biliyor musun? Benim okumamda senin büyük katkın var” dediğimde
mahcup bir şekilde “Benim sana ne katkım oldu ki?” dedi. “Ben sana maddi manevi
hiçbir yardımda bulunamadım.” “Olur mu?”
dedim. “Hani sen ilk İstanbul’a gittiğinde, gelirken bana “ Canlılar Dünyası”
isimli kalınca bir kitap getirmiştin. İçinde birçok hayvanın resimleri vardı.
Her resmin altında da birkaç satır... Biz o zamanlar daha okula başlamamıştık.
Mahalleden diğer arkadaşlarla birlikte iki üç günde bir, bir araya gelir bütün sayfaları
tek tek çevirir, her resme teker teker bakardık. Resimlerin altındaki o
yazıları o kadar çok merak ederdik ki… Bu yüzden okula başladığımda sırf o yazıları bir an
önce okumak için sınıfta ilk okumayı sökenler arasında idim.”
Bu olayı dinledikten sonra
Amcaoğlunun yüzündeki mahcubiyetin yerini, geçmişte farkında olmadan yapmış
olduğu katkıdan dolayı hafif bir tebessüm aldı…
Bu da yıllar öncesinin bir teşvik
şekliydi…
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Sessiz Yaşlanma Dönemi Başladı!
Görüntüle →İlginizi Çekebilir

Giresun’da ayak tenisi şöleni şampiyonlukla tamamlandı

Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı

Başkan Fuat Köse dolmuşçu esnafıyla kahvaltıda buluştu

Bulancakspor A Takımı için yetenek avı! Gençlere büyük fırsat!

Motorinde Büyük İndirim Beklentisi
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



