Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
16 Mart 2015 - 18:51 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİ ANARKEN

0 Okunma 0 Paylaşım
         Bundan yüz yıl önce milletimizin vermiş olduğu en çetin mücadelelerden biri olan Çanakkale savaşından bahsetmek istiyorum. Gerçekten …. Öyle bir mücadele ki; ya dünya coğrafyası üzerindeki yerini koruyacak ve bir millet olarak  var olacaksın, ya da yok olup gideceksin. Var olmayla yok olma arasındaki ince çizgi ise düşmanı tanımana, tüm hile ve oyunlarına karşı direnebilmene bağlı. Bu ve daha sonraki mücadelelerin iyi anlaşılabilmesi için Kuran’ın “düşm an” kavramını ele alış şekline kısaca değinmek istiyorum. Kur’an düşmanı çok açık şekilde oryaya koyar. Mesela der ki “ Şeytan sizin için ap açık bir düşmandır”. “Size düşmanlıkta çok aşırı olarak Yahudileri ve Hıristiyanları görürsün”. Ve yine  kafirlerin düşmanlığından, münafıkların düşmanlığından bahseder.  Kur’an bizim  bildiğimiz veya bilemediğimiz  düşmanlardan bahsetmekle kalmaz, onların bize nasıl ve hangi yolardan yaklaşabileceklerini de dile getirir. Yolumuzun üzerine otururlar… Sizdenmiş  gibi görünürler… Hatta sizden olduklarına dair yemin ederler… Barış istediklerini ifade ederler…  Sadece ıslah edici olduklarını söylerler… Bizde inananlardanız derler…  Allah derler… Esasında içlerinde sakladıkları gerçek duyguları  biz onların inancına girmediğimiz sürece bizden memnun olmazlar…  Başımıza gelen üzücü olaylara sevinirler, sahip olduğumuz  iyilikler karşısında da çatlarlar… Düşmanı tanıma ile ilgili bu hususlar Kuran’da bir çok yerde, ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Bilmem sizinde dikkatinizi çekiyor mu? Bu büyük zaferimizin her yıl dönümünde şehitlerimizi anıyor, onların aziz canlarını, gözlerini kırpmadan biz torunlarının gelecekte alnı ak, başı dik yaşamaları için nasıl verdiklerini tekrar zihinlerimizde canlandırıyor ve onlara minnet ve saygılarımızı  ifade ediyoruz. Ama şehitler duruşları ile yol göstericidir, istikamet belirleyicidir, düşman tanımlayıcıdır. Peki biz bu düşmanları nasıl değerlendiriyoruz. Ya da, mesela Çanakkale savaşının yıl dönümünde düşmanları nasıl ifade ediyoruz? Öyle ya düşmanın kimliği ve kişiliği üzerinde net miyiz? Bundan yüz yıl önce en acımasız düşmanlarımız olan İngilizlerle, Fransızlarla o şartlarda böyle bir mücadele verdik. Bu emperyalist  düşmanların çeşitli entrika ve hileleri karşısında mazlum milletlerin hak ve hukukunu tam  ikiyüz elli üçbin şehidimizin kanıyla koruduk… Ya da; “ Gençler…  Bu düşmanlar karşısında sürekli uyanık olmamız gerekir. Çünkü bunlar, eğer bizden olmadılarsa –ki olmadılar- hala İngiliz, Fransız ya da Amerikalı… Biliyor musunuz? Hala topraklarımızın işgallerden kurtuluş yıldönümlerini kutlarken “düşman işgalinden kurtuluşu”  diye zikrediyoruz. Mesela “İstanbul’un İngiliz işgalinden kurtuluşu, İzmir’in Yunan, Trabzon’un Rus işgalinden kurtuluşu  yerine “ düşman işgalinden” diye zikrediyoruz…                 Bilemiyoruz ama böyle bir ifade çocuklarımızın zihninde düşman kavramını dünya dışı varlıklarla, uzaylılarla örtüştürebilir. Bırakın çocuklarımız bu milletleri bir dost bir düşman tanımak zorunda kalmasın. Bunların kimliklerini zihinlerine iyice bellesin. İşte o zaman, günümüzde tüm İslam dünyasından yükselen alevler içerisinde, onların pis pis sırıtan siluetini görebilirler. Yoksa yükselen alevleri eğlenceli bir ateş dansı olarak görebilirler. Ve şehitlerimize gelince…. Biz sizin için ne yapabiliriz ki… Siz zaten özel lütuflara mazhar olmuşsunuz. Allah’tan temennimiz, duruşunuzla işaret ettiğiniz yolun yolcuları olabilmek… Gelecekte kendimizi, siz nimet verilenlerin arasında bulabilmek…    

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!