"CAHİLİYE DÖNEMİNDE" DİYE SÖZE BAŞLAMAK
İslam’dan, İslam Tarihinden bahsederken genelde söze şu şekilde gireriz. “Cahiliye döneminde…, Peygamberimiz(SAV) zamanında…” ve devam ederiz.
“Cahiliye döneminde insanlar kendi elleri ile yaptıkları Lat, Menat, Hubel ve Uzza isimli putlara taparlardı”
“Cahiliye döneminde kız çocukları diri diri gömülürdü… Kadınlar bir meta gibi görülür, insan yerine konulmazdı…” Daha bunun gibi bir çok sosyal olayları sıralayabiliriz.
Bu yaklaşımın bizim üzerimizde nasıl bir etkisi olabilir ki?
Şöyle bir etkisi olabilir. Düşünün… Olaya bu şekilde girildiğinde o cahiliye döneminde yaşamadığımız için ne kadar şükretsek azdır! Öyle ya o dönemi yaşamadığımız için kafadan “şanslıyız” şeklinde bir duyguyu içimizden geçireceğiz. Allah’tan etrafımızda kaba ve basit şekilde Allah’a ortaklar edineceğimiz putlar yok! Kız çocuklarını da diri diri toprağa gömen, son derece insanlık dışı bir anlayışa da sahip değiliz! Kadınlara bakışımızda o dönemin kadınlara bakışıyla kıyaslanamayacak kadar farklı!
Yine güzel örnek olma açısından, “Peygamber (Sav) döneminde…” diye girdiğimizde, bu sefer de daha farklı bir olgu zihnimizde canlanıyor. “ O zaman… O zamanda öyle imiş … Ah! o dönemin insanları… Bizim onlar gibi olmamızı bırakın, onlar gibi olmaya çalışmamız bile mümkün değil… Senin bu anlattıkların ancak peygamberler devrinde olurmuş…” şeklinde bir yaklaşım tarzıyla işin kolayına kaçma ve sorumluluktan sıyrılmaya çalışma anlayışları.
Değindiğim konunun daha iyi anlaşılabilmesi için zekat ile ilgili örnek sunmak istiyorum.
Mesela, zekat kimlere verilir? Rabbim sıralamış. (Tevbe suresi 60 ) “ Zekatlar; Allah'tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalbleri Müslümanlığa ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdir.”
Günümüzde bu soruyu tekrar sorduğumuzda gözler Peygamber döneminin borçlu tipini aramaya çalışacak. Bulacak gibi olsa bile birtakım gerekçelerle onlardan uzaklaşmaya çalışacak. Ya da “Aman sende” deyip umursamazlıktan gelecek..
Efendim bu devirde aç mı olur? Borçlu… Herkesin borcu var. Ayağını yorganına göre uzatacaksın. Kölelik mi? Tabiî ki ayakları zincirlenmiş köleler yok. Ama yüreklerden zincirlenenler… Onlardan bahsetmiyoruz.
Acaba şu olay peygamberin yanında veya içinde yaşadığı toplumda geçmiş olsaydı… Genç bir kız.. Üniversitede okurken kredi kullanmış… Okulu bitirmiş. Beş altı yıl geçtiği halde bir işe girememiş… Ve evlenmek için kapısını çalanlar borçlu olduğunu öğrenince hiç bir şey olmamış gibi dönüp gitmiş. Evet… İlerleyen zaman ve bozulan bir psikoloji…
Esasında vicdanlar bu sorunun cevabını çok net verebiliyor. Ama yinede böyle bir kişi bizim “borçlu” şablonumuzu zorluyor.
Kur’an tarihi olayları anlatırken rakamsal bir dil kullanmaz. Yüz yıl önce, bin yıl önce gibi. O, olayları sanki şimdi, hemen yanı başımızda gerçekleşmiş gibi sunar ve bu olayları zaman mefhumunu ortadan kaldırarak bizimle beraber geleceğe taşır. Ve tüm zamanlarda insanın alması gereken mesajı almasını ister.
Kur’ani mesajın alınabilmesi dileğiyle…
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







