Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
15 Şubat 2016 - 18:24 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

BİRBİRİMİZE GÜVENEBİLMEK

0 Okunma 0 Paylaşım
Yarıyıl tatilinde İstanbul da idim. Bir öğle namazı kılmak için bulunmuş olduğum mahallenin camisine gittim. Vakit namazı olmasına rağmen cami tam dolu. Gerçi her vakit namazında da aynı şekilde doluyormuş. Çoğu zaman yer bulmakta sıkıntı çekiliyormuş.  İmamın namazdan sonra yaptığı duada “Rabbim! Bizlere, birbirimize karşı güvenebilme duygusu lutfet” ifadesi dikkatimi çekti. Birlik ve beraberliğimiz için, birbirimizi sevmemiz için namazın ardından dile getirdiğimiz isteklerimiz olmuştu. Ama birbirimize güvenme ile ilgili bir niyaz ifadesi pek nadir duyulur. Namazdan sonra imama yaklaştım. Bu ifadenin hoş olduğunu söyledim. Öyle ya elinden ve dilinden emin olacağımız, güven içinde olacağımız insanlar olabilmek, toplumlar oluşturabilmek veya olabilmeyi istemek… Camideki cemaatin dış görüntüsüne baktığımızda toplumun en dindar kesimi gibi gözüküyor. Veya çoğunluk öyle. “Hocam bir şey soracağım” dedim. “ Buyur” dedi . “Hemen hemen üç yüz kişiye yakın şu cemaatin içerisinde elinden, dilinden emin olabileceğimiz, güven içinde olabileceğimiz ne kadar insan  vardır? Gözünü daha canlı bir şekilde açarak dedi ki. “Yok denecek kadar az.” “Hatta” dedi “bu insanlardan birkaç tanesi de beni çarptı.” Bu anlattığım olay sadece bir bölgeye, bir yöreye mahsus bir olay değil. “Müslüman’ım” diyen  insanların yaşadığı tüm coğrafyada karşılaşabildiğimiz bir olay.  Etrafımıza baktığımızda da ibadet yaptığı halde güvenebileceğimiz, emin olabileceğimiz insanların sayısı son derece azdır. Peki neden?  Çünkü bizler dini, dindarlığı mal mülk sahibi olmanın, çok mala kavuşmanın bir aracı olarak görüyoruz. “ Eğer ibadetlerimizi yaparsak, namaz kılarsak oruç tutarsak… İşte o zaman Allah bize daha çok verir.” şeklinde bir düşünceye sahibiz. Yani dini, dini yaşantıyı çok mal sahibi olmanın bir aracı, aparatı olarak görebiliyoruz. Bu amacımıza ulaşabilmek için tüm imkanları kullanabiliyoruz. Olur ya… Eğer bir başkasıyla çıkarlarımız çakışırsa, işte o zaman “güvenme, emin olma” gibi ahlaki erdemleri bir kenara bırakabiliyoruz. Nefsimizi, olmadı, en küçük kişisel çıkarlarımızı bile yardıma çağırabiliyoruz. Evet… Etrafımıza baktığımızda şu iki tip insanı görürüz. Ya din üzerinden, dindarlık üzerinden biriktirenleri, ya da ellerindekileri dinleri için harcayanları... İkinci gurup toplumda görülemeyecek kadar azdır. Elimizden ve dilimizden tüm insanların güven içinde olduğu bir kişiliğe sahip olabilme dileğiyle…                

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!