22 Temmuz 2014 - 09:02 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15
G: 30 Ekim 2020 - 19:15
BİR ZAMANLAR TÜRKİYE - 20
Geçtiğin yerlerin geçmişini bilmiyorsan, hayatının hiçbir önemi yoktur.
CEP FOTOROMANLARI:
60’lar ve 70’lerde genç kızlar tarafından çok rağbet görülen orta boy bir cebe sığabilecek ebatta olduklarından dolayı; “Cep Fotoromanı” olarak adlandırılan resimli aşk kitapları vardı. Dış kapaklarına ana karakterleri içeren bir sahnenin basıldığı renkli bir fotoğraf, iç sayfalarında ise tamamı siyah-beyaz fotoğraflar bulunurdu. Bu fotoğrafların üzerine Türkçe dizilmiş konuşma çizgileri olurdu. Fotoromanlar çoğunlukla İtalyan ve Fransız artistleri tarafından senaryolaştırılmış konuları içerirdi. Kavga ve dövüş sahneleri içermeyen, pembe aşk hikâyeleri üzerine kurgulanmış bu tekdüze fotoromanlar, genellikle Hürriyet ve Tay Yayınları tarafından kitapçılarda satılırdı. Genç kızlar, aralarında bu kitapları değiş-tokuş ederlerdi. O yılların kitaplaştırılmış pembe Brezilya dizileriydiler.
GAZ SOBALARI:
70’lerde “Auer” marka kahverengi gaz sobaları, kömür sobası kullanılmayan evlerde çok revaçta olan ısıtma aracıydılar. Ön tarafı bel hizasında yere diklemesine oturmuş silindir bir gövdenin ve arkasında da bu yüksekliğin yarısı kadar kare prizma gaz haznesinin olduğu bu sobalar, adından da anlaşılacağı gibi sıvı gazla çalışırlardı. Arkadaki hazneden öndeki gövdeye damla damla akan gaz, sobanın önündeki mika camlı kapağından içeri atılan bir kibrit çöpüyle kolayca tutuşurdu. Gazın akım hızını kontrol eden bir de yuvarlak ve ekseni etrafında dönebilen düğmesi vardı. Bazen bu düğme yanlışlıkla sıkılmazsa, sobadan; "plop...plop..." şeklinde sesler gelir ve gaz hızla yanma bölümüne akardı, sobanın içi birdenbire parlardı. Hazne gerektiğinde, üzerindeki tel kulp yardımıyla çıkartılarak taşınabilirdi. Kullanımı son derece pratik ve iyi de ısı veren bu sobalar, kömürlü olanlara göre daha pahalı yakıt tüketirlerdi. 90’lar, bu sobaların da sonu oldu.
BİLEYİCİLER:
O yıllarda sokaklarda, evlerde kullanılan körleşmiş bıçakları, yeniden keskinleştirerek kullanılabilir hale getirebilme sanatını icra eden bileyici ustaları dolaşırdı. Bileme makinelerini sırtlarında taşırlardı. Müşterinin evinin önünde makinesini yere koyarak, bunun üzerindeki yatay bir mile geçirilmiş disk şeklindeki bileme taşını ayak hizasındaki pedal yardımıyla sabit bir hızda çevirmeye başlar ve pedala bağlı kayış vasıtasıyla hızla dönen diskin üzerine, elindeki kör bıçağı çeşitli açılarla temas ettirip kıvılcımlar oluşturarak bileme yaparlardı. İş bittiğindeyse bıçak hem keskinlik kazanmış olur, hem de metalik orijinal rengine geri dönerdi. Günümüzde çok nadir olmakla birlikte, halen inatla (!) bileyicilere rastlanabilmektedir.
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir

Giresun'da temizlik mesaisi devam ediyor

15 Temmuz Şehitler Ortaokulu çevresinde yol ve kaldırım yenilendi

Sessiz Yaşlanma Dönemi Başladı!

Vodafone Business ve Migros, 5G ile LoT Tabanlı Destek Uygulamaları Hayata Geçirdi

Giresun’un yeşil alanları bakıma alındı
Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler

AK Parti Giresun İl Başkanı Alkan, Genç ve Dinamik ekibini açıkladı

Bulancak’ta Sanatın Yeni Adresi, Erdinç Ekmekçi Sanat Akademisi

CHP Giresun İl Başkanlığına Karaibrahim atandı

Prof. Dr. Güzel’in öğrencilik hayalindeki başarısının hikayesi



