BİR ZAMANLAR TÜRKİYE - 14
Hani nerede bizim kültürümüz, örfümüz,
söylenmiyor artık yanık türkümüz…
TENEKE ÇÖP KOVALARI:
Evsel atıklar 60'larda ve 70’lerde, şimdiki gibi tek kullanımlık siyah çöp poşetlerine konulmaz, mutfaklarda lavabo altlarında duran, bakkallardan temin edilen dikdörtgen peynir ya da zeytin tenekelerinin içinde biriktirilirdi. Kutuların üstlerinde iki yanlarına açılmış olan deliklerden geçirilen kalınca bir telle oluşturulmuş taşıma kulpları olurdu. Her kutunun dört bir yanına, diğerleriyle karışmaması için, yağlıboyayla büyük rakamlarla daire numarası yazılırdı. Çöp kamyonunun geçeceği saat yaklaşınca bu kovalar evin önüne indirilerek kapı önüne sıra sıra dizilen diğer kovaların yanına bırakılırdı. Temizlik görevlileri içlerini boşalttıkları çöp kovalarını atmayarak geri bırakırlardı. Boş kovalar tekrar geri alınırdı. Yanlışlıkla çöp arabasına atılan yeni kovalar ise, özellikle ev kadınları tarafından başlatılan kavgalara sebep olduğundan, bunlar çöpçüler tarafından dikkatlice boşaltılırlardı.
KURNALAR:
Eskiden evlerin banyolarında, genellikle yekpâre mermerden oyulmuş orta boylarda kurnalar olurdu. Üst kısımları dikdörtgen, alt tarafları ise yarım daire şeklinde bir forma sahip olan kurnaların oyuk olan hazne kısımları, yaklaşık 10-12 litre suyu tutabilirdi. Yıkanacak şahıs kurnanın yanında küçük bir tabureye oturur, musluktan hazneyi sıcak suyla doldurur ve hamam tası adı verilen plastik kaplar yardımıyla kurnadan düzenli aralıklarla aldığı suyu üzerine boca ederek yıkanma eylemini gerçekleştirirdi.
AYAKKABI/TERLİK TAŞIMA TORBALARI:
Genellikle kadınlar arasında çok yaygın olan bu uygulamaya göre, misafirliğe giden her kadın, bir torbanın içine koyduğu, tabanı temiz, süslü bir çift ayakkabı ya da terliği de beraberinde getirirdi. Hatta işi iyicene abartanlar, yanlarındaki küçük çocukları için dahi misafirlik ayakkabısı taşırlardı. Misafir gidilen evin kapısından girilmesine müteakip sokak ayakkabıları çıkarılarak, torbadaki ayakkabı ya da terlik giyilerek içeriye geçilirdi. Ev sahibini terlik verme külfetinden kurtaran bu self-servis âdet, sonraları taşıma zorluğundan dolayı yavaş yavaş terk edildi.
TELLİ ARABALAR:
O yıllarda, bütün erkek çocuklarının sahip olduğu telli arabalar, ucuz plastikten ve o dönemin revaçta olan otomobil markalarından Murat 124, Renault ve Anadol modellerinin taklitleriydi. Dökme kalıba plâstikten imal edilmişlerdi. Kimi çocukların sahip olduğu plastikten Mercedes ve Chevroletler ise sahibine müthiş bir statü kazandırır ve diğer çocukların gıptayla bakmalarına sebep olurdu. Bu arabaların tavanını delerek içinden çengellenen, üzeri plastik kaplı telin diğer ucu çocuğun direksiyon kullandığını hissetmesi için yuvarlatılmış olur ve buradan tutularak araba kolayca sağa sola döndürülürdü. Bazıları ise işi abartarak, direksiyona daha bir benzemesi için, yine o dönemin hit oyuncaklarından olan çıngıraklı tekerleğin tekerini çıkarıp telin ucuna sıkıca raptederlerdi.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
TBB’den Bulancak Belediyesine ekskavatör hibesi
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







