Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
26 Aralık 2011 - 21:33 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

BEYİN GÖÇÜ

0 Okunma 0 Paylaşım
Beyin göçü, genel olarak dünyada yaşanılan önemli sorunlar arasında. Ülkemiz, dışarıya beyin göçü vermede ne yazık ki ön sıralarda. Bu durumda da yetişmiş insan kaybı yönünden verilen kayıp hayli çok. Beyin göçünü ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi iç beyin göçü, ikincisi ise dış beyin göçü. İç göçü, devlet sektöründen özel sektöre geçiş. Dış beyin göçü ise ülke dışına gidip de geri dönmeyiş. Asıl zararlı olan da bu. Dış beyin göçü, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden daha gelişmiş ülkelere yapılan nitelikli insan gücünün gidip de dönmemesi, faaliyetlerini gittiği o ülke adına yürütmesi eylemidir. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerdeki iyi eğitimli, düşünen, üreten, seçkin ve yetenekli işgücünün bir anlamda dışarıya kaptırılması, bu nitelikli insan kayıplarına uğrayan ülkeler için özellikle bilim ve teknoloji yönünden büyük kayıplar getiriyor. Beyin göçünü almış olan gelişmiş ülkeler de bu iş gücüne zahmetsizce, hiçbir emek harcamadan kavuşmuş oluyor. Bu beyin göçü alan ülkeler arasında en başta ABD, Kanada, Avustralya, Almanya, Fransa, İngiltere ve Güney Afrika gibi benzer ülkeler yer alıyor. Bilimde ve teknolojide ileri gitmiş ülkeler, başka ülkelerden özellikle bilim insanlarını kendine çekmeye çalışıyorlar. Bunun nedeni, bu insanlardan her alanda yararlanmak. Ancak asıl hedef bu olsa da, beyin göçü uğrayan ülkeleri bilimsel ilerlemeden, teknolojik gelişmelerden uzaklaştırmak gibi başka amaç da var. Bu sayede dünya bilimindeki gelişmeleri tek elden idare etmenin yolu açılmış oluyor. Ülkemizde yaklaşık 1960’lı yıllarda beyin göçü başlıyor ve artarak devam ediyor. Ne yazık ki bunun önüne geçilemiyor. Ülkemiz, dışarıya beyin göçü vermede hayli ön sıralarda yer almaktadır ve ne acı ki her yüz nitelikli insandan altmışını kaybetmektedir. Bu sorun sadece ülkemizin sorunu da değildir. Diğer ülkeler de aynı sorunu yaşamaktadır. Öyle ise bu dışarıya kaptırılan beyin göçüne nasıl dur demek gerekiyor, bu oranı nasıl düşürebiliriz onun çarelerini bulmak, köklü çözümler bulmak, araştırmak zorundayız. Öncelikle bilim özgür olmalı, siyasal baskılardan uzak olmalı. Bilim insanlarımızın tek derdi ülke gerçeklerine uygun bilim üretmek olmalı. Yetişen elemana hak ettiği ücret verilmeli. Bilim ve teknoloji alanında yanlış uygulamalara son verilmeli, eğitim sistemimiz çarpıklıklardan kurtulmalı ve eşit biçimde devlet eliyle yürütülmeli. Nitelikli insanlarımıza, bilim insanlarımıza bilim üretebilecekleri istihdamlar, gerçekçi biçimde yaratılabilmeli, yetişmiş bir kalifiye elemanın iş bulamaması veya uzmanlık alanı dışında başka bir işte veya meslekte çalışması gibi bir sorunu olmamalı. Yabancı dille eğitim de bu beyin göçünü hızlandıran etmenler arasındadır. Bu yüzden eğitimde kendi anadilimiz geçerli olmalıdır. Sonuç olarak; geri kalmış ülkelerden ileri gitmiş ülkelere beyin yoluyla gerçekleşen kaçış, o geri ülkeyi başta bilim ve teknoloji alanında olmak üzere, her alanda geriletiyor ve olması gereken yerden uzaklaştırıyor. Daha bağımlı hale getiriyor. Daha bağımlı hale geldikçe de elindeki yetişmiş ve nitelikli insanlarını tutamıyor. Bu döngüyü kırabilmek, beyin göçünün önüne geçebilmek için daha gerçekçi çözümlere ve daha iyi devlet politikalarına gereksinim var.

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!