ARAP BAHARINDAN ORTADOĞU CEHENNEMİNE
Adı tam olarak
netleştirilemeyen en son “Çözüm” olarak ifade edilen süreçte bu kadar oyalandıktan
ve terörü palazlandırdıktan sonra en başa döndük. Şimdi anaların ağladığı
yerdeyiz.
Artık, bir karar
vermek zorundayız. Ya terörün karşısında hep beraber dimdik duracağız ya da
ülkemizin bölünmesini oturup seyredeceğiz. Bizler Türk milliyetçileri olarak bu
filme asla seyirci kalamayız. Geçmişte buna izin vermediğimiz gibi bugün de
izin vermeyiz. Gün artık, senlik benlik zamanı değildir. Bu güzel ülkeyi
felaketin eşiğinden döndürmeliyiz. Yapacağınız iş gayet basit: Bu ülkeyi
parçalamak isteyenlere gösterilen müsamahayı Türk milletinin asil evlatlarına
da gösterin yeter.
Gelin, bu zamana kadar yapılan yanlışlara bir sünger çekelim. Kimseyi birbirinden ayırmayalım, hak eden hak etiğini alsın, senden benden ayrımı olmasın, hiç kimse ötekileştirilmesin. Milletimizin asgari müştereklerinde birleşelim. Herkesin fikrine saygı gösterelim, birbirimizi kabullenelim. Hep hesaplaşma hep hesaplaşma… Böyle giderse hiç kimse bu hesabı ödeyemez, her gelen bir öncekinden hesap sormaya kalkar. Bu işlerin böyle sonu gelmeyeceği bilinmelidir. Bu güzelim ülkeye, bu ülkenin güzel insanlarına yazık etmeyelim…
“Vel'asr.İnnel'insânelefîhusr.” Görünen
o ki insanlık hüsrandadır ve her zaman yüce Allah’ın dediği olacaktır.
Bakın çevremize,
nereden nereye geldik? “Perşembenin gelişi çarşambadan belidir.”
der atalarımız. Orta Doğu’da ateş çemberinin içindeyiz. Bu ateşin bir gün bize
de sıçrayacağı bizi de yakacağı aşikârdı. Ateş en sonunda sınırımızdan içeri
girdi.
ABD’nin;
Araplara baharı, Türkiye’de kış hazırlıkları için getirdiği ne yazık ki şimdi
net bir şekilde anlaşıldı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 2003 yılında aynen şunları söylüyordu: “Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar TÜRKİYE
dahil, Orta Doğu’da 22 ülkenin sınır ve haritaları değişecek.”
Bu bilgi
ışığında PKK’yı ve daha düne kadar adı bile duyulmayan IŞID’i yeniden ele
almalıyız. IŞID’i kurdular çünkü İsrail’in emellerini gerçekleştirecek bir sopa
lazımdı. IŞİD, Büyük İsrail devletinin
kurulması ve vaat edilmiş toprakların İsrail’e kazandırma projesidir. Diğer
taraftan PKK Şiilere karşı tam anlamıyla mücadele etmiyor ve daha çok
Almanya’nın kontrolündeydi. Şu anda PYD’nin elinde bulunan ağır silahlar Alman
yapımı, ayrıca IŞİD, PKK’ya saldırdığında Almanya Meclisi silah yardımında
bulunma kararı almıştı. Bölgede Sünni-Şii çatışması çıkarmak gerekiyordu. Bunda
da başarılı oldular. Şimdi herkes birbirinin peşinde…
IŞID’in
kurulmasının alt yapısında Kerkük-Musul petrollerinin doğrudan Akdeniz’e
indirilme gayesi de vardır. Bu aşamada İsrail’in parmağı olmadan olur mu? ABD,IŞİD’le
savaşıyormuş gibi görünüp İsrail lojistik destek sağlıyordu. Bunu nereden mi
anlıyoruz? Oradan buradan değil doğrudan resmi kaynaklardan Birleşmiş
Milletlerin raporlarından öğreniyoruz.
Gelelim şimdi
Suriye meselesine... Dört yılı aşkın bir zamandır Suriye’de iç savaş var. Ve
dört yıldır Esad devrilmek isteniyor. Esad, Baas rejiminden ve Şii. Bu ne demek
kısacası Arap milliyetçisi. Şii olduğu için İran destekliyor; Amerikan
çıkarlarına hizmet etmediği için de Rusya destekliyor. Şimdi Suriye dörde
bölünmek isteniyor. Suriye’nin bölünmesi en çok kimin işine yarıyor: Hemen
cevap verelim kurulacak bir Kürt devletinin.
Peki, Kürt
devleti kurulursa en zararlı kim çıkar? Bu sorunun cevabını sizler çok iyi
biliyorsunuz.
Oslo
Görüşmeleri, İmralı Heyeti, Dolmabahçe Mutabakatı bunlar aslında hastanın
ölümden önceki iyi günlerini yaşaması için kurgulanan mizansenlerdi. Toplumda
bir iyileşme algısı yaratıldı.
Seçim olduktan
sonra işlerin rengi değişmeye başladı. PKK yerine IŞİD devreye sokuldu. Önceden
bir terör örgütü ile mücadele ederdik, şimdi karşımıza PYD ile birlikte bir de
IŞİD çıktı. Bu Orta Doğu hep mi terör örgütü doğurur ve bunların hepsi mi bizim
başımıza musallat olur?
Türkiye bölünmek
istemiyorsa bölge politikasını acilen değiştirmelidir. Suriye’nin
parçalanmasının Türkiye’nin parçalanması olduğu bilinmelidir. Suriye ne kadar
güçlü olursa Türkiye de o kadar gücünü artırır. Siyasetin at gözlüğünü
çıkarmadan bu işleri çözemeyiz. Hitler’in, sırf şehrin Stalin’in ismini taşıyor
diye Stalingrad’a saldırması Hitler’in sonunu hazırlamıştı. Bölge gerçeklerine
ve ülke menfaatlerine dayanmayan siyasî hayalperestlik sonumuz olur.
Ne acıdır ki
yanlış politikalar sonucu Dünya’nın en hararetli bölgesinde 8 ülkede
büyükelçimiz maalesef yok. Suudi Arabistan’ın İsrail’le anlaştığı bir ortamda
Türkiye; Suriye, Mısır, Irak, İran ile rahatlıkla bir araya gelebilir.
Türkiye’nin başındaki bu büyük beladan kurtulmasının ana hususlarından birisi
budur.
Kır atın yanında
duran ya huyundan ya suyundan… Dünyanın neresinde olursa olsun terör beladır.
Biri diğerinden evla değildir. Hele şu aşamada benim teröristim seninkinden
cici anlayışına asla yer verilmemelidir.
Türkiye, Yahudi
işbirlikçisi Barzani’den akıl alacak kadar düşmemiştir. Ellerini ovuşturarak
Kürt koridorunun açılmasını bekleyenlere fırsat vermemeliyiz. Akl-ı selim Türk
milliyetçiliğinde birleşmeyi gerektirir. Daha önceleri olduğu gibi bizi bu
yangından kurtaracak yegâne kuvvet Türk milliyetçileridir.
IŞİD,
Bulancak’ta bombalı eylemler yaptığı gün ah vah etmenin bir anlamı yok.
Şimdiden ülkemize sahip çıkalım.
Arap Baharı’ndan
Orta Doğu Cehennemi’ne giden süreçte terörist ehlileştirmeye çalışanlara
atalarımızın şu sözleriyle veda edeyim:
HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇMEZ.
ATIN TEPMEZİ İTİN KAPMAZI OLMAZ.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







