Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
27 Temmuz 2015 - 19:28 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

ARAP BAHARINDAN ORTADOĞU CEHENNEMİNE

0 Okunma 0 Paylaşım

Adı tam olarak netleştirilemeyen en son “Çözüm” olarak ifade edilen süreçte bu kadar oyalandıktan ve terörü palazlandırdıktan sonra en başa döndük. Şimdi anaların ağladığı yerdeyiz.

Artık, bir karar vermek zorundayız. Ya terörün karşısında hep beraber dimdik duracağız ya da ülkemizin bölünmesini oturup seyredeceğiz. Bizler Türk milliyetçileri olarak bu filme asla seyirci kalamayız. Geçmişte buna izin vermediğimiz gibi bugün de izin vermeyiz. Gün artık, senlik benlik zamanı değildir. Bu güzel ülkeyi felaketin eşiğinden döndürmeliyiz. Yapacağınız iş gayet basit: Bu ülkeyi parçalamak isteyenlere gösterilen müsamahayı Türk milletinin asil evlatlarına da gösterin yeter.

Gelin, bu zamana kadar yapılan yanlışlara bir sünger çekelim. Kimseyi birbirinden ayırmayalım, hak eden hak etiğini alsın, senden benden ayrımı olmasın, hiç kimse ötekileştirilmesin. Milletimizin asgari müştereklerinde birleşelim. Herkesin fikrine saygı gösterelim, birbirimizi kabullenelim. Hep hesaplaşma hep hesaplaşma… Böyle giderse hiç kimse bu hesabı ödeyemez, her gelen bir öncekinden hesap sormaya kalkar. Bu işlerin böyle sonu gelmeyeceği bilinmelidir. Bu güzelim ülkeye, bu ülkenin güzel insanlarına yazık etmeyelim…

Vel'asr.İnnel'insânelefîhusr.” Görünen o ki insanlık hüsrandadır ve her zaman yüce Allah’ın dediği olacaktır.

Bakın çevremize, nereden nereye geldik? “Perşembenin gelişi çarşambadan belidir.” der atalarımız. Orta Doğu’da ateş çemberinin içindeyiz. Bu ateşin bir gün bize de sıçrayacağı bizi de yakacağı aşikârdı. Ateş en sonunda sınırımızdan içeri girdi.

ABD’nin; Araplara baharı, Türkiye’de kış hazırlıkları için getirdiği ne yazık ki şimdi net bir şekilde anlaşıldı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 2003 yılında aynen şunları söylüyordu: “Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar TÜRKİYE dahil, Orta Doğu’da 22 ülkenin sınır ve haritaları değişecek.”

Bu bilgi ışığında PKK’yı ve daha düne kadar adı bile duyulmayan IŞID’i yeniden ele almalıyız. IŞID’i kurdular çünkü İsrail’in emellerini gerçekleştirecek bir sopa lazımdı. IŞİD,  Büyük İsrail devletinin kurulması ve vaat edilmiş toprakların İsrail’e kazandırma projesidir. Diğer taraftan PKK Şiilere karşı tam anlamıyla mücadele etmiyor ve daha çok Almanya’nın kontrolündeydi. Şu anda PYD’nin elinde bulunan ağır silahlar Alman yapımı, ayrıca IŞİD, PKK’ya saldırdığında Almanya Meclisi silah yardımında bulunma kararı almıştı. Bölgede Sünni-Şii çatışması çıkarmak gerekiyordu. Bunda da başarılı oldular. Şimdi herkes birbirinin peşinde…

IŞID’in kurulmasının alt yapısında Kerkük-Musul petrollerinin doğrudan Akdeniz’e indirilme gayesi de vardır. Bu aşamada İsrail’in parmağı olmadan olur mu? ABD,IŞİD’le savaşıyormuş gibi görünüp İsrail lojistik destek sağlıyordu. Bunu nereden mi anlıyoruz? Oradan buradan değil doğrudan resmi kaynaklardan Birleşmiş Milletlerin raporlarından öğreniyoruz.

Gelelim şimdi Suriye meselesine... Dört yılı aşkın bir zamandır Suriye’de iç savaş var. Ve dört yıldır Esad devrilmek isteniyor. Esad, Baas rejiminden ve Şii. Bu ne demek kısacası Arap milliyetçisi. Şii olduğu için İran destekliyor; Amerikan çıkarlarına hizmet etmediği için de Rusya destekliyor. Şimdi Suriye dörde bölünmek isteniyor. Suriye’nin bölünmesi en çok kimin işine yarıyor: Hemen cevap verelim kurulacak bir Kürt devletinin.

Peki, Kürt devleti kurulursa en zararlı kim çıkar? Bu sorunun cevabını sizler çok iyi biliyorsunuz.

Oslo Görüşmeleri, İmralı Heyeti, Dolmabahçe Mutabakatı bunlar aslında hastanın ölümden önceki iyi günlerini yaşaması için kurgulanan mizansenlerdi. Toplumda bir iyileşme algısı yaratıldı.

Seçim olduktan sonra işlerin rengi değişmeye başladı. PKK yerine IŞİD devreye sokuldu. Önceden bir terör örgütü ile mücadele ederdik, şimdi karşımıza PYD ile birlikte bir de IŞİD çıktı. Bu Orta Doğu hep mi terör örgütü doğurur ve bunların hepsi mi bizim başımıza musallat olur?

Türkiye bölünmek istemiyorsa bölge politikasını acilen değiştirmelidir. Suriye’nin parçalanmasının Türkiye’nin parçalanması olduğu bilinmelidir. Suriye ne kadar güçlü olursa Türkiye de o kadar gücünü artırır. Siyasetin at gözlüğünü çıkarmadan bu işleri çözemeyiz. Hitler’in, sırf şehrin Stalin’in ismini taşıyor diye Stalingrad’a saldırması Hitler’in sonunu hazırlamıştı. Bölge gerçeklerine ve ülke menfaatlerine dayanmayan siyasî hayalperestlik sonumuz olur.

Ne acıdır ki yanlış politikalar sonucu Dünya’nın en hararetli bölgesinde 8 ülkede büyükelçimiz maalesef yok. Suudi Arabistan’ın İsrail’le anlaştığı bir ortamda Türkiye; Suriye, Mısır, Irak, İran ile rahatlıkla bir araya gelebilir. Türkiye’nin başındaki bu büyük beladan kurtulmasının ana hususlarından birisi budur.

Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan… Dünyanın neresinde olursa olsun terör beladır. Biri diğerinden evla değildir. Hele şu aşamada benim teröristim seninkinden cici anlayışına asla yer verilmemelidir.

Türkiye, Yahudi işbirlikçisi Barzani’den akıl alacak kadar düşmemiştir. Ellerini ovuşturarak Kürt koridorunun açılmasını bekleyenlere fırsat vermemeliyiz. Akl-ı selim Türk milliyetçiliğinde birleşmeyi gerektirir. Daha önceleri olduğu gibi bizi bu yangından kurtaracak yegâne kuvvet Türk milliyetçileridir.

IŞİD, Bulancak’ta bombalı eylemler yaptığı gün ah vah etmenin bir anlamı yok. Şimdiden ülkemize sahip çıkalım.

Arap Baharı’ndan Orta Doğu Cehennemi’ne giden süreçte terörist ehlileştirmeye çalışanlara atalarımızın şu sözleriyle veda edeyim:

HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇMEZ.

ATIN TEPMEZİ İTİN KAPMAZI OLMAZ.

 

 

 

 

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!