Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
11 Eylül 2014 - 23:07 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

ALLAH-Ü TEALA'NIN SEVDİKLERİNİ SEVMEK

0 Okunma 0 Paylaşım
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Dini Celil-i İslam’ı tebliğ etmeye başladığında, başta kendi amcası Ebu Leheb ve bazı nüfuz sahibi kimseler olmak üzere Mekke müşrikleri, Peygamber Efendimiz’in kırk yaşına kadarki hayatını, ahlakını, emin oluşunu çok iyi bilmelerine rağmen onu yalanlamışlar, bununla da kalmayıp akla hayale gelmedik sıkıntılar vererek vazgeçirmeye çalışmışlardı. Ancak Rasül-i Zişan Efendimiz bu sıkıntılara katlandığı gibi, onların iman etmeleri için çok gayret göstermiş, Taif’te olduğu gibi, asla onların helakini arzu etmemişti. Bununla birlikte Cenab-ı Hak, başta muhtereme Hz. Hadice validemiz, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali, Hz. Bilal (r.anhüm ec.) gibi mümtaz sahabiler olmak üzere, nasibi olanların gönlünü İslam’a açıyor, iman şerefini ihsan ediyordu. Bu arada nazil olan ayet-i kerimelerle, saldırı ve sıkıntılarını gün be gün arttıran müşriklere ve ehl-i kitaba karşı da, Habib-i Edibini teselli ediyor; sabretmesini, yeri geldiği zaman onlarla mücadele ve kıtale girişmesini emir buyuruyor ve İslam’ın bir gün mutlak zaferle galip geleceğini müjdeliyordu. Ve neticede nice zorlu mücadelelerden sonra Mekke on bin kişilik bir İslam Ordusu ile fethedilmiş, mü’minler mutlak surette zafer elde etmiş ve kısa bir zaman sonra da Rasül-i Ekrem (s.a.v.) irtihal buyurmuşlardı. Siz çok değerli okurlarım Kısaca hülasa etmeye çalıştığımız yirmi üç senelik bu saadet asrında, daha sonra kıyamete kadar yapılacak olan İslamî Hizmetlerin temelleri atılmıştır. Rasülüllah (s.a.v.) Efendimiz Allah (c.c.)’nün izni ve inayeti ile yetiştirdiği âlim sahabileri vasıtasıyla İlim Yolu’nun; Eshab-ı Suffe vasıtasıyla da Maneviyat Yolu’nun temellerini atmış, böylece İslamî İlimler ve Nur-i İlâhî günümüze kadar nasibi olan insanlara ulaşmıştır. Bütün bu zaman zarfında ulemamız ve Allah Dostları, birçok sıkıntılara maruz kalmalarına rağmen, Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesine sımsıkı yapışmaları sebebiyle İslam’a hizmetten hiç geri durmamışlar ve onlar da adeta gecelerini gündüzlerine katarak çok büyük gayretler göstermişlerdir. Tüm mü’minlere düşen vazife, İslamî İlimlerin ve Nur-i İlâhî’nin nesillerden nesillere aktarılmasını temin eden ulemamızı ve Allah dostlarını sevmek, onları hayırla yâd etmek, hürmet etmek, muhabbet beslemek, onlarla kalben, ruhen, manen beraber olmaya gayret göstermektir. Bu iş o kadar kıymetli bir iştir ki Rasül-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şu hadis-i şerifleriyle bu muhabbetin neticesini çok veciz bir şekilde ifade buyurmuşlardır: “Kişi sevdiği ile beraberdir” Allah (c.c.)’ya, Rasülullah (s.a.v.)’e ve Ahirete iman etmiş, cennete ve cemal-i ilahî’ye kavuşmayı arzu eden bir kişi için Rasül-i Ekrem (s.a.v.) ve O’nun Ashabıyla beraber olmaktan; o kıymetli Ulemamız ve Allah Dostlarının civarında olmaktan, onlarla birlikte Allah’a kavuşmaktan daha güzel ve şerefli ne olabilir ki? İşte bunun yolu aslında çok kolayca bir kelime ile ifade edilen, ancak çok büyük bir nasib olan muhabbettir. Kim kimi severse, kime tabi olursa onunla beraber olacaktır. İsrâ Suresi’nde bu hususla alakalı olarak şöyle buyruluyor: “Biz günün birinde her sınıf insanı tabi oldukları imamları önderleriyle çağıracağız”

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!