Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
27 Haziran 2016 - 18:04 - Güncellenme: 30 Ekim 2020 - 19:15 G: 30 Ekim 2020 - 19:15

ACABA ŞU BATILILAR,...

0 Okunma 0 Paylaşım
ACABA ŞU BATILILAR, BİZ DOĞULULARI (MÜSLÜMANLARI) NASIL GÖRÜYORLAR? Çoğu zaman zihnimizden geçirmişizdir. Tamam… Tüm değerler noktasında biz onları kendimiz gibi normal insanlar olarak görüyoruz. Hatta bir çok açıdan da çabalarının ve gayretlerinin karşılığını, belki de fazlasıyla elde etmiş topluluklar olarak. “Allah çalışana veriyor…” diye düşünebiliyoruz. Acaba onlar bizi, biz doğunun insanlarını, yani Müslümanları hangi gözle görüyorlar diye düşünmüşüzdür. Şu soruyu en azından kendi kendimize sormuşuzdur… “Acaba onlar da bizi bir insan olarak saygıdeğer, tıpkı kendileri gibi temel hak ve hukukları olan, sahip oldukları tüm değerleri özgürce kullanma hak ve yetkileri olan topluluklar olarak görebiliyorlar mı?   Bu soruya cevap verebilmek için son yüz, yüz elli yıla bir baktığımızda, coğrafyamızda, hatta dünyamızda yaşanan olaylardan hareketle onların kendilerinin dışındakilere hiçte bizim zihnimizden geçtiği gibi bakmadıklarını anlayabiliyoruz. Bu gün kendilerini dünyanın efendileri olarak gören bu kişiler, ya da toplumlar insana ait tüm üstün vasıfların kendilerinde toplandığına, hatta kendilerinin yer  yüzünde  Allah tarafından seçilmişliklerine, seçkin kılındıklarına inanırlar. Devam ederler… Nasıl ki bizler insanın dışındaki tüm canlıları ve cansız varlıkları Allah’ın, insanlara hizmet etsin, insanlar ondan faydalansın diye bir lütfu olarak görüyorsak, onlar da kendilerinin dışındaki bütün insanları “kendilerine hizmet etsinler” gurubuna dahil ediyorlar. Sırf onlara hizmet amacıyla yaratılmış varlıklar olarak görüyorlar. Bir diğer yaklaşımları da şu olmuştur. Tarihi süreç içinde değerlendirdiğimizde, bizi tüm maddi ve manevi değerleri ellerinden alınmaya, talan edilmeye uygun topluluklar olarak görmektedirler. Geçmişlerine baktığımızda ne zaman aç kalma duygusuna kapılmışlar, maddeye sıkışmışlar kutsal savaş adı altında coğrafyamıza bilmem kaç defa seferler düzenlemişler. Ve bu seferlerin hala da ardı arkası kesilmiş değildir. Sadece bazı yöntem ve metotlar değişmiştir. Doğunun insanları ellerindeki birkaç kuruşun, kendilerinden sonra bile diğer insanların yararlanabilmesi için vakıflar kurmanın çabası ve gayreti içinde olurken, bunlar kendilerinin dışındaki  insanların ellerindeki değerleri nasıl kendi ceplerine aktarabileceklerinin hesaplarını daha hususi bir şekilde yapabilmek için, irili ufaklı, gizli açık kulüpler kurmanın gayretinde olmuşlardır. Bakın! Bu gün bile dünya üzerinde, dünyanın geleceğini şekillendiren en gizli, en hususi toplantılar, belli gurupların organize ve denetiminde, yine aynı amaçlar için yapılmaktadır. Biz de geleceği gördüğümüzü zannederiz. “ Biz de hesap kitap yaptık” deriz, yaparız ama sonuçta hep onların öngörüleri doğru çıkar, hesap kitapları tutar. Yine kulaklarımıza hoş gelen kavramların içine onların çıkarları kodlanmıştır. Onlar kazanır.Biz yanılırız, aldatılırız. Ve amacına ulaşan hep onlar olur. Keşke onları, onların kendilerini anlattığı yol üzerinden değil de gerçek kimlik ve karakterleri üzerinden tanıyabilmenin arayışı içinde olabilsek… İbrahim (as)’in, Musa (as)’ın ve Muhammed(as)’ın mücadele ettiği kişilik ve karakterlerle bunların da aynı özelliklere sahip olan kişilikler olduğunu fark edebilsek… Peki fark edebilirsek ne olur? İşte o zaman şunu anlarız. Bizlerin, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleyen bu toplumları adım adım, aynı yolu takip ederek aşma şansımızın, onların önüne geçme şansımızın olmadığını görürüz. En fazla, aynı yoldan gittiğimizde onların kucağına düşeceğimizi anlarız. O zaman yapmamız gereken, onların akıllarından, hayallerinden geçmeyen, daha kestirme ve sağlıklı yolların arayışı içinde olabilmek. Eğer bu yolun arayışı içinde olabilirsek, bu yol “dosdoğru yol” olarak karşımıza çıkacak ve bizi tüm insanlığın önüne geçirecektir.    

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!