30 Ağustos Büyük Taarruzun Destansı Hikayesi
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi; Zaferin 102. Yılı “Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi olan Büyük Taarruz’un 102. yıl dönümünü anıyoruz.”
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)
Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından, hem kamuoyunda hem de TBMM’de taarruz beklentisi artmaya başladı. Bu gelişmeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, 6 Mart 1922’de TBMM’nin gizli bir oturumunda yaptığı konuşmada, ordunun taarruz hazırlıklarını tamamlamak için zamana ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür” dedi. Bu açıklamasıyla endişeleri gidermeye çalıştı ve orduyu zafere götürecek bir taarruz için hazırladı.
Haziran 1922’de, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, taarruza geçme kararı aldı. Amaç, düşmanı hızlı ve kesin bir sonuçla yenmekti. Büyük Taarruz ve ardından gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın son ve en önemli safhası oldu. Mustafa Kemal Paşa, üç yılı aşkın bir süre içinde Türk milletini ve ordusunu adım adım zafere taşıdı.
Yunan ordusu, Batı Anadolu’yu savunmak için Gemlik Körfezi’nden Ege Denizi’ne kadar uzanan bir savunma hattı oluşturdu. Bu hattı, özellikle Eskişehir ve Afyon bölgelerinde güçlendirdi. Türk ordusunun taarruz planına göre, 1. Ordu kuvvetleri Afyon’un güneybatısından taarruza geçtiğinde, 2. Ordu da düşmanın kuvvet kaydırmasını engellemek ve yedek birliklerini kendi üzerine çekmek amacıyla taarruza geçecekti. Süvari Kolordusu ise düşmanın iletişim ve ulaşım hatlarını kesmekle görevlendirildi.
İki ordu, insan ve tüfek sayısı açısından birbirine denk olsa da Yunan ordusu makineli tüfek, top, uçak ve motorlu araçlar bakımından üstündü. Ancak Türk ordusu, süvari gücü açısından avantajlıydı. Mustafa Kemal Paşa, 19 Ağustos 1922’de Akşehir’e giderek 26 Ağustos sabahı taarruz emrini verdi.
26 Ağustos sabahı, Mustafa Kemal Paşa, Kocatepe’de yerini alarak muharebeyi yönetmeye başladı. Saat 04.30’da topçu ateşiyle başlayan taarruz, piyadelerin saat 06.00’da Tınaztepe’ye hücumu ile devam etti. Tınaztepe, süngü hücumuyla ele geçirildi. İlk günün sonunda, Türk ordusu, düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi.

27 Ağustos’ta Türk ordusu, bütün cephelerde taarruza geçti ve Afyon kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos’ta süren taarruzlar, düşmanın 5. Tümeninin çevrilmesiyle sonuçlandı. 30 Ağustos’ta, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde düşman ordusunun büyük kısmı yok edildi veya esir alındı. Mustafa Kemal Paşa, bu zaferin ardından, “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi.
1 Eylül’de başlayan takip harekâtı, 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla sonuçlandı. Ardından Bursa ve Batı Anadolu da düşman işgalinden kurtarıldı. 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması ile Doğu Trakya silahsız çatışma olmadan geri alındı. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye, bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirdi.

Büyük Zafer, Türk milletinin vatan sevgisi ve azmiyle kazanıldı ve Atatürk’ün liderliğinde bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. İki yıl sonra, 30 Ağustos 1924’te Zafertepe’de konuşan Mustafa Kemal Paşa, “Yeni Türk devletinin temelleri burada atıldı. Cumhuriyetimizin ebedî muhafızları, bu topraklarda akan Türk kanlarıdır” diyerek zaferin önemini vurguladı.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğüyle kurulan Cumhuriyet, ulusal egemenliğe dayanan bir yönetim biçimi olmanın ötesinde, kapsamlı bir aydınlanma ve çağdaşlaşma atılımını başlattı. Cumhuriyet devrimleri, Türk milletine çağdaş bir yaşamın kapılarını açarak laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip olmanın onurunu yaşattı.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Mersin İl Emniyet Müdürü Aktaş’tan anlamlı ziyaretler







