Yıldız Haber
Yıldız Haber
Açık
Giresun · 25°C
Bizi Takip Edin
28 Mart 2023 - 12:01

27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ

0 Okunma 0 Paylaşım

      Merhaba sevgili okurlarım. 27 Mart Pazartesi gününün biz tiyatrocular için önemini anlatarak başlamak istiyorum bu hafta ki yazımda sizlere.Her yıl Unesco tarafından kurulan Uluslararası Tiyatrolar Birliği, 1961 yılından beridir 27 Mart gününü, Dünya Tiyatro Günü olarak kutlamaktadır. Dönemin Uluslararası Tiyatrolar Birliği Başkanı Arvi Kivimaa tarafından önce Helsinki, sonra da Viyana’da yapılan konferansta ortaya atılan bu fikir, İskandinav ülkeleri tarafından da desteklenerek hayata geçirilmiştir.

    Dünya Tiyatro Günü, tiyatronun değerine dikkat çekmek ve sahne ile seyirci arasındaki bağı pekiştirmek için kutlanıyor. Bir çok ülkede ve ülkemizde, 27 Mart günü çeşitli etkinlikler düzenlenerek tiyatroya dair farkındalık yaratılıyor.27 Mart’ta gelenekselleşen bir uygulamada, dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu, yönetmeni veya yazarı tarafından yazılan evrensel bildirgedir.İlk bildirge 1962 yılında Fransız Jean Cocteau tarafından yazılmıştır.Bu yıl ki bildiri Mısır’lı tiyatro ve sinema sanatçısı Samiha Ayoub tarafından yazıldı. Bu bildirgeyi biraz kısaltıp sizlerle paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum.

      Sizlere bu mesajı Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle yazıyorum ve sizlere hitap edebilme olanağını bulduğum için çok mutlu olsam da hep birlikte – tiyatro sanatçıları ve diğer insanlar- maruz kaldığımız ağırlığın altında varlığımın her lifi tir tir titriyor; ezici baskıların ve dünyanın bugünkü halinin uyandırdığı çelişkili duyguların ağırlığı altındayız. Gezegenimizin içinden geçtiği ve sadece maddi dünyamızda değil, manevi dünyamız ve psikolojik huzurumuz üzerinde de yıkıcı etkiler yaratan çatışmaların, savaşların ve doğal afetlerin dolaysız bir sonucu var: İstikrarsızlık.

      Bugün size hitap ederken içimde şöyle bir duygu var: Dünyanın bütünü tek tek adalara veya sisli ufuklara doğru uzaklaşan gemilere bölünmüş gibi; her biri yelkenlerini açmış ve rehbersiz, ufukta onlara rehberlik edecek bir şey görmeden yol alıyorlar. Buna rağmen uğuldayan fırtınalı denizin ortasında, sonu gelmez bir seyrüseferin ardından sığınabileceğimiz güvenli bir liman bulmak için yol almaya devam ediyoruz.

    Tiyatro ilksel özü itibarıyla insanlığın hakiki özüne, yaşama dayanan, katıksız insani bir eylemdir. Büyük öncü Konstantin Stanislavski’nin söylediği gibi, “Tiyatroya ayaklarınızın çamuruyla girmeyin. Tozunuzu ve pisliğinizi dışarıda bırakın. Küçük kaygılarınızı, kavgalarınızı, yaşadığınız küçük zorlukları, hayatınızı bozan ve dikkatinizi sanatınızdan uzaklaştıran her şeyi giysilerinizle birlikte kapıda bırakın.” Biz sahneye tek bir insanın biricik yaşamını içimizde taşıyarak çıkarız. Ama bu yaşamın bölünüp çoğalarak birçok yaşama dönüşmek gibi güçlü bir kapasitesi vardır; biz de özgürce gelişip renklerini başkalarına yaysınlar diye o yaşamları bu dünyaya dağıtırız.

      Tiyatro yazarları, yönetmenleri, oyuncuları, dekoratörleri, şairleri, müzisyenleri, koreografları ve teknisyenleri olarak, istisnasız hepimizin tiyatro dünyasında yaptığımız, bir yaratımdır, biz sahneye çıkmadan önce var olmayan bir yaşamı yaratma eylemidir. Bu yaşam onu tutan iyi niyetli bir eli, onu bağrına basan sevgi dolu bir göğsü, ona yakınlık duyan bir kalbi ve süregidip hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu nedenleri ona sunan berrak bir zihni hak eder.

       İlk oyuncunun ilk sahneye çıktığı andan bu yana çirkin, kanlı ve insanlık dışı her şeye karşı çatışmanın en ön safında olmak, aydınlanma meşalesinin taşıyıcısı olan biz tiyatro yazarlarının görevidir. Güzel, saf ve insani olan her şeyle karşı durmalıyız bu çirkinliğe. Yaşamı yayma gücünü göstermek başka kimseye değil, bize düşen bir görevdir. Tek bir dünya ve tek bir insanlık adına yaşamın ışığını hep birlikte yayalım.

       Işığınız bol olsun, dostkalın…

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!